17 Mayıs 2026 Pazar

Czech FoodFest 2026-Yılmaz Parlar

  Gastronominin Diplomasisi İstanbul’da Buluştu

Czech FoodFest 2026, Lezzet ve Kültür Şölenine Dönüştü

Gastronomi artık yalnızca yemek kültürü değil; ülkelerin kimliğini, tarihini, yaşam tarzını ve medeniyet birikimini dünyaya anlatan en güçlü kültürel diplomasi araçlarından biri olarak kabul ediliyor.

Bir milletin mutfağı; onun hafızası, coğrafyası ve ruhudur. İşte tam da bu anlayışla düzenlenen “Czech FoodFest 2026 – Çek Cumhuriyeti Yemek Festivali”, İstanbul’da unutulmaz bir kültür ve lezzet şölenine dönüştü.

Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Olga Hajflerová ev sahipliğinde, 16 Mayıs 2026 tarihinde Tünel Midpoint’te gerçekleştirilen festival; diplomasi, gastronomi, müzik ve kültürü aynı sofrada buluşturdu.

İstanbul’un seçkin davetlilerinin katıldığı etkinlik, yalnızca bir yemek festivali değil; Türkiye ile Çek Cumhuriyeti arasındaki dostluğun ve kültürel yakınlaşmanın güçlü bir sembolü oldu.

Çek Mutfağının Asırlık Lezzet Yolculuğu

Festival boyunca Çek mutfağının geleneksel ve karakteristik tatları konuklara sunuldu. Orta Avrupa mutfak kültürünün en güçlü temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Çek mutfağı; yoğun aromaları, uzun pişirme teknikleri, et ve sos dengesiyle dünya gastronomisinde özel bir yere sahip bulunuyor.

Festivalde sunulan geleneksel Çek yemeklerine ilişkin detaylı bilgiler ise Barbora Hitaj tarafından şahsıma paylaşıldı. Menüde yer alan özel tarifler, Çek mutfağının köklü gastronomi kültürü hakkında bana bilgiler sundu

Festivalde sunulan özel lezzetler arasında:

Beyaz ve kırmızı lahana eşliğinde servis edilen geleneksel ördek eti ve Çek usulü hamur köftesi

Sebzeli kremalı sos ile hazırlanan meşhur “Svíčková na smetaně”

Geleneksel gulaş çorbası

Şinitzel ve patates salatası

Tarçın ve elmalı özel Çek strudeli

büyük ilgi gördü.

Özellikle gulaş çorbası, misafirlerin en çok konuştuğu lezzetlerden biri oldu. Uzun süre ağır ateşte pişirilen et, yoğun kırmızı biber aroması ve doğal et suyuyla hazırlanan bu geleneksel tarif; Çek mutfağının karakterini adeta tek başına yansıttı.

Tatlı bölümünde sunulan elmalı strudel ise ince hamuru, elma ve tarçın dengesiyle adeta Avrupa pastacılık kültürünün zarif bir imzası gibiydi.

Bohemya’nın Dünyaca Ünlü Bira Kültürü

Festivalin en dikkat çeken bölümlerinden biri de Çek bira kültürü oldu. Dünyanın kişi başına en fazla bira tüketen ülkelerinden biri olan Çek Cumhuriyeti, bira üretimindeki yüzlerce yıllık geleneğiyle tanınıyor.

Özellikle Bohemya bölgesinde üretilen Budvar biraları; geleneksel üretim teknikleri, yüksek malt kalitesi ve aromatik dengesiyle dünya bira kültüründe özel bir yere sahip. Festival boyunca açık ve koyu Budvar fıçı biraları büyük ilgi görürken, düzenlenen bira ustalık atölyesi de katılımcılardan tam not aldı.

Konuklar, Çek biracılığının yalnızca bir içecek kültürü değil; aynı zamanda sosyal yaşamın, dostluğun ve paylaşımın önemli bir parçası olduğunu yakından deneyimleme fırsatı buldu.

Başkonsolos Olga Hajflerová’dan Zarafet ve Samimiyet Dolu Konuşma

Festivalin açılış konuşmasını yapan Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Olga Hajflerová, davetlileri sıcak ve samimi sözlerle karşıladı.

Başkonsolos Hajflerová konuşmasında, festivalin yalnızca yemek sunmak amacı taşımadığını; dostlukları güçlendiren, kültürleri yakınlaştıran özel bir buluşma olduğunu vurguladı.

Konuşmasında Çek mutfağının önemli temsilcileri olan şefler Kristyna Kocánková ve Petr Král’ın Çek Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından festivale özel gönderildiğini belirten Hajflerová, Güney Bohemya Üniversitesi’nden Dr. Václav Nebeský’nin de Çek balık kültürünü tanıtmak amacıyla etkinlikte yer aldığını ifade etti.

Festivalin gerçekleşmesine katkı sağlayan Midpoint, Škoda Yüce Auto, Twisto, Evolog ve tüm sponsorlara teşekkür eden Hajflerová’nın mütevazı ve içten tavırları geceye damga vurdu.

Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Olga Hajflerovákonuşmasın sonunda  Çek Konsolosluğu ekibine ve ekip lideri René Daněk başta olmak üzere organizasyonda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına özverileri, disiplinleri ve dayanıklılıkları için özel teşekkür etti.

Asalet Detaylarda Gizlidir

Gecenin en dikkat çeken anlarından biri ise Başkonsolos Olga Hajflerová’nın sergilediği zarafet oldu.

Protokol mesafesinin arkasına saklanmayan Hajflerová, etkinlik sırasında yemek standında herkes gibi sıraya girerek yemeğini aldı ve ardından benim bulunduğum Bistro Pub masasına gelerek sohbet etti.

Verdiğim basın desteğine gösterdiği bu ince vefa davranışı, davetliler üzerinde büyük takdir topladı. Gösterişten uzak tavrı, samimiyeti ve tevazusu; gerçek asaletin makamdan değil karakterden geldiğini bir kez daha ortaya koydu.

Diplomasinin sert yüzünün aksine, insan ilişkilerindeki sıcaklığı ve zarafetiyle dikkat çeken Olga Hajflerová, gece boyunca misafirlerle birebir ilgilenerek kültürel diplomasinin en güzel örneklerinden birini sergiledi.

Tolga Çevik’e Sürpriz Doğum Günü

Gecenin sürprizlerinden biri de Çek Konsolosluğu Siyasi İşler ve Basın Sorumlusu Tolga Çevik için hazırlanan doğum günü pastası oldu.

Festival atmosferine ayrı bir renk katan sürpriz kutlama, davetlilerin alkışları ve neşeli anları eşliğinde gerçekleşti. Samimi görüntüler, gecenin yalnızca resmi bir diplomatik etkinlik değil; aynı zamanda dostlukların güçlendiği özel bir buluşma olduğunu gösterdi.

Misafirlerle kurulan  içten iletişim

Festival boyunca Çek Cumhuriyeti Ankara Elçiğinden gelen Military hava ateşe Albay Michal Barton, Çek Konsolosluğu’nun üst düzey isimlerinden Tolga Çevik, René Daněkve Jakub Dluhosch davetlilerle birebir ilgilenerek samimi sohbetleri ve sıcak yaklaşımlarıyla geceye ayrı bir değer kattı. Misafirlerle kurdukları içten iletişim, organizasyonun yalnızca diplomatik bir etkinlik değil; aynı zamanda dostluk ve kültürel paylaşım atmosferi taşıyan özel bir buluşma olduğunu gösterdi.

İstanbul’da Avrupa Rüzgârı Esti

Müzik, gastronomi, kültür ve diplomasi…
Czech FoodFest 2026, tüm bu unsurları aynı sofrada buluşturmayı başardı.

Ticho de Pre Cupé Band’in performansı eşliğinde devam eden gece boyunca konuklar; Çek lezzetlerini tattı, Bohemya bira kültürünü deneyimledi ve Avrupa’nın kalbinden İstanbul’a uzanan sıcak dostluk atmosferine tanıklık etti.

Festival sonunda davetlilerin ortak görüşü ise aynıydı:

“Bu sadece bir yemek festivali değil, kültürlerin sofrada buluştuğu unutulmaz bir deneyimdi.”

yilmazparlar@yahoo.com

Czech FoodFest 2026
Gastronomy Diplomacy Meets in Istanbul

Czech FoodFest 2026 Turned Into a Feast of Flavor and Culture

Gastronomy is no longer merely a food culture; it is now recognized as one of the strongest tools of cultural diplomacy, reflecting a nation’s identity, history, lifestyle, and civilizational heritage to the world.

A nation’s cuisine is its memory, geography, and soul. Organized with precisely this understanding, “Czech FoodFest 2026 – Czech Republic Food Festival” transformed into an unforgettable celebration of culture and flavor in Istanbul.

Hosted by the Consul General of the Czech Republic in Istanbul, Olga Hajflerová, the festival took place on May 16, 2026, at Tünel Midpoint, bringing diplomacy, gastronomy, music, and culture together at the same table.

Attended by distinguished guests from Istanbul, the event was not merely a food festival; it became a powerful symbol of friendship and cultural rapprochement between Türkiye and the Czech Republic.

A Century-Old Culinary Journey of Czech Cuisine

Throughout the festival, guests experienced the traditional and distinctive flavors of Czech cuisine. Considered one of the strongest representatives of Central European culinary culture, Czech cuisine holds a unique place in world gastronomy with its rich aromas, slow-cooking techniques, and perfect harmony of meat and sauces.

Detailed information regarding the traditional Czech dishes served at the festival was personally shared with me by Barbora Hitaj. The special recipes featured on the menu provided valuable insights into the deeply rooted gastronomic culture of Czech cuisine.

Among the specialties presented at the festival were:

Traditional roasted duck served with white and red cabbage alongside Czech-style dumplings
The famous “Svíčková na smetaně,” prepared with creamy vegetable sauce
Traditional goulash soup
Schnitzel with potato salad
Special Czech apple strudel flavored with cinnamon

These dishes attracted remarkable attention from the guests.

In particular, the goulash soup became one of the most talked-about flavors of the evening. Slowly cooked over low heat, enriched with intense paprika aroma and natural broth, this traditional recipe perfectly reflected the character of Czech cuisine.

The apple strudel served in the dessert section, with its delicate pastry and balanced apple-cinnamon flavor, stood out as an elegant signature of European pastry culture.

Bohemia’s World-Famous Beer Culture

One of the most remarkable highlights of the festival was Czech beer culture. The Czech Republic, known as one of the countries with the highest beer consumption per capita in the world, is globally recognized for its centuries-old brewing tradition.

Especially Budvar beers produced in the Bohemia region hold a distinguished place in world beer culture thanks to their traditional brewing techniques, high-quality malt, and aromatic balance. Throughout the festival, both light and dark Budvar draft beers attracted great interest, while the beer masterclass received full appreciation from participants.

Guests had the opportunity to experience firsthand that Czech brewing culture is not merely about beverages, but also an essential part of social life, friendship, and sharing.

A Speech Full of Elegance and Sincerity by Consul General Olga Hajflerová

Delivering the opening speech of the festival, Consul General of the Czech Republic in Istanbul Olga Hajflerová welcomed the guests with warm and sincere remarks.

In her speech, Hajflerová emphasized that the festival was not organized solely to present food, but rather to create a special gathering that strengthens friendships and brings cultures closer together.

She stated that chefs Kristyna Kocánková and Petr Král, prominent representatives of Czech cuisine, had been specially sent by the Ministry of Foreign Affairs of the Czech Republic for the festival. She also mentioned that Dr. Václav Nebeský from the University of South Bohemia participated in the event to introduce Czech fish culture.

Hajflerová also thanked Midpoint, Škoda Yüce Auto, Twisto, Evolog, and all sponsors contributing to the festival. Her humble and sincere attitude left a remarkable impression on the evening.

At the end of her speech, Consul General Olga Hajflerová extended special thanks to the Czech Consulate team, especially team leader René Daněk, and all colleagues involved in the organization for their dedication, discipline, and resilience.

True Nobility Lies in the Details

One of the most memorable moments of the evening was the elegance displayed by Consul General Olga Hajflerová.

Without hiding behind diplomatic protocol, Hajflerová stood in line like everyone else at the food stand to receive her meal and later came to the Bistro Pub table where I was seated to have a conversation.

This graceful gesture of appreciation for the press support I provided received great admiration from the guests. Her modesty, sincerity, and humility once again proved that true nobility comes not from position, but from character.

Contrary to the often rigid face of diplomacy, Olga Hajflerová drew attention throughout the evening with her warmth and elegance in human relations, presenting one of the finest examples of cultural diplomacy.

A Surprise Birthday Celebration for Tolga Çevik

One of the evening’s pleasant surprises was the birthday cake prepared for Tolga Çevik, Political Affairs and Press Officer of the Czech Consulate.

The surprise celebration added a joyful atmosphere to the festival and was accompanied by applause and cheerful moments from the guests. These sincere scenes demonstrated that the evening was not only an official diplomatic event but also a special gathering where friendships were strengthened.

Warm Communication with the Guests

Throughout the festival, Military Air Attaché Colonel Michal Barton from the Embassy of the Czech Republic in Ankara, along with senior members of the Czech Consulate including Tolga Çevik, René Daněk, and Jakub Dluhosch, personally interacted with guests through friendly conversations and warm hospitality, adding special value to the evening.

Their sincere communication with the attendees showed that the organization was not merely a diplomatic event, but also a meaningful gathering carrying the spirit of friendship and cultural exchange.

A European Breeze in Istanbul

Music, gastronomy, culture, and diplomacy…

Czech FoodFest 2026 successfully brought all these elements together at the same table.

Throughout the evening, accompanied by the performance of Ticho de Pre Cupé Band, guests tasted Czech delicacies, experienced Bohemian beer culture, and witnessed a warm atmosphere of friendship extending from the heart of Europe to Istanbul.

At the end of the festival, the common opinion among the guests was clear:

“This was not simply a food festival, but an unforgettable experience where cultures met around the same table.”

yilmazparlar@yahoo.com

8 Mayıs 2026 Cuma

TUED Academy Dünyaya Açılıyor-Yılmaz Parlar

  

TUED Academy ve Virscend University İş Birliği

TUED Academy ve Virscend University İş Birliğiyle Türkiye Etkinlik Sektörü Dünyaya Açılıyor

Meltem Tepeler’den Küresel Vizyon Hamlesi

Türkiye etkinlik sektöründe uluslararası ölçekte ses getirecek yeni bir dönem başladı. Dünyanın ilk ve tek uluslararası sofra sergisi olma özelliği taşıyan Sofralar Sergisi’ni Nisan 2026’da Londra’nın prestijli sahnesi The Savoy London’da gerçekleştiren KM Events Kurucusu ve Direktörü, aynı zamanda Türkiye Uluslararası Etkinlikler Derneği (TUED) Başkanı olan başarılı iş insanı Meltem Tepeler, şimdi de eğitim alanında sektör adına tarihi bir projeye imza attı.

TUED Academy ve Virscend University iş birliğiyle hazırlanan “International Event Management Certificate Program”, The Peninsula İstanbul Hotelde düzenlenen görkemli lansmanla tanıtıldı. Sektör temsilcileri tarafından büyük ilgi gören organizasyon, Türkiye’nin etkinlik endüstrisini küresel arenaya taşıyacak vizyoner bir adım olarak değerlendirildi.

The Peninsula İstanbul Hotelde Uluslararası Vizyon Buluşması

7 Mayıs 2026 Perşembe günü The Peninsula İstanbul Deniz Salonu’nda gerçekleştirilen lansman gecesi; sektör temsilcileri, akademisyenler, etkinlik profesyonelleri ve organizasyon dünyasının önemli isimlerini aynı çatı altında buluşturdu.

Açılış konuşmasını TUED Başkanı Meltem Tepeler yaptı. Program koordinatörleri Prof. Dr. Cihan Çobanoğlu Amerika’dan, Doç. Dr. Özen Kırant Yozcu ise Portekiz’den canlı yayınla katıldı.

Bahar atmosferinin sıcaklığıyla birleşen organizasyon, yalnızca bir lansman değil; aynı zamanda Türkiye’nin etkinlik sektöründe uluslararası eğitim vizyonunun ilanı niteliğinde güçlü bir buluşma olarak dikkat çekti.

Meltem Tepeler’e Büyük Takdir

Uluslararası projeleriyle Türkiye’yi global organizasyon dünyasında başarıyla temsil eden Meltem Tepeler, yaptığı konuşmayla büyük alkış aldı.

Tepeler, Türkiye’nin etkinlik sektörünü dünyada daha görünür hale getirmek için uzun yıllardır kararlılıkla çalıştıklarını belirterek, genç profesyonellerin global standartlarda eğitimlere erişmesinin sektörün geleceği açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.

Başarılı iş insanı Meltem Tepeler’in vizyoner liderliği, yalnızca organizasyon sektöründe değil; eğitim, iletişim ve uluslararası iş birlikleri alanında da dikkat çekici bir dönüşümün öncüsü olarak değerlendiriliyor.

Özellikle ücretsiz ve uluslararası katılıma açık bu programın hayata geçirilmesi, sektör temsilcileri tarafından “Türkiye adına stratejik bir eğitim yatırımı” şeklinde yorumlandı.

International Event Management Certificate Program” Dünyaya Açılıyor

Tamamen İngilizce olarak tasarlanan “International Event Management Certificate Program”, etkinlik ve turizm sektöründe kariyer hedefleyen genç profesyonellerin yanı sıra bilgi ve yetkinliklerini küresel ölçekte geliştirmek isteyen sektör temsilcilerine kapsamlı bir eğitim modeli sunuyor.

Programın içeriği, uluslararası etkinlik yönetimi standartları temel alınarak hazırlandı. Akademik birikim ile sektör deneyimini bir araya getiren program, alanında uzman isimlerin katkılarıyla şekillendirildi.

Programın koordinatörlüğünü Virscend University’den Prof. Dr. Cihan Çobanoğlu ile Doç. Dr. Özen Kırant Yozcu yürütüyor.

Toplam 6 modülden oluşan ve ücretsiz olarak sunulan programı başarıyla tamamlayan katılımcılar uluslararası sertifika almaya hak kazanacak.

Programın dünya genelindeki katılımcılara açık olması ise Türkiye’nin etkinlik sektöründeki bilgi üretimini küresel platforma taşımayı hedefliyor.

Prof. Dr. Cihan Çobanoğlu, “Bu Projeyi Binlerce Kişiye Ulaştıracağız”

Amerika’dan canlı bağlanan Prof. Dr. Cihan Çobanoğlu, projeye ilişkin yaptığı konuşmada büyük heyecan duyduğunu belirterek şu mesajları verdi:

Türkiye merkezli ve Türk akademisyenlerle sektör profesyonellerinin yoğun katkısıyla oluşturulan bu programın dünyada örnek gösterilecek bir model olduğunu ifade eden Çobanoğlu, önümüzdeki dönemde Amerika başta olmak üzere farklı ülkelerdeki üniversitelerle iş birlikleri geliştirileceğini söyledi.

Çobanoğlu ayrıca, programın ilk etapta 119 katılımcıya ulaştığını, ilerleyen süreçte bu rakamların binlere çıkmasının hedeflendiğini açıkladı.

Doç. Dr. Özen Kırant Yozcu, “Türkiye’de Başlayan Proje Uluslararası Boyuta Taşındı”

Portekiz’den canlı bağlanan Doç. Dr. Özen Kırant Yozcu ise duygusal açıklamalarda bulundu.

2007 yılında Meltem Tepeler’in girişimiyle Türkiye’de ilk etkinlik yönetimi sertifika programını başlattıklarını hatırlatan Yozcu, bugün bu vizyonun uluslararası boyuta taşınmasının gurur verici olduğunu söyledi.

Programın içerik kalitesi, ücretsiz yapısı ve global erişim modeliyle dünyada benzerinin olmadığını ifade eden Yozcu, projeye destek veren tüm akademisyenlere, sektör profesyonellerine ve teknik ekibe teşekkür etti.

Özen Kırant Yozcu konuşmasında özellikle Meltem Tepeler’in süreç boyunca gösterdiği liderliğe dikkat çekerek, “Bu programın temelinde Meltem Tepeler’in vizyonu ve kararlılığı var” ifadelerini kullandı.

Gülşah Tahiroviç Antalya’dan Destek Verdi

Programın teknik ve dijital altyapı süreçlerinde önemli rol üstlenen Gülşah Tahiroviç de konuşmasında Antalya’dan yürüttüğü çalışmaları anlattı.

ODTÜ mezunu olan Tahiroviç, uzun yıllar İstanbul’da Akbank İnsan Kaynakları Müdürlüğü görevinde bulunduğunu, ardından Antalya’da turizm sektörüne geçtiğini belirtti. Yaklaşık beş yıldır Prof. Dr. Cihan Çobanoğlu ile çalıştığını söyleyen Tahiroviç, programın teknik altyapısının oluşturulmasının yoğun emek gerektirdiğini ifade etti.

Tahiroviç, önümüzdeki süreçte programın çok daha geniş kitlelere ulaşacağına inandığını belirterek tüm ekibe teşekkür etti.

Akademi ve Sektör Dünyasının Güçlü Kadrosu

Programın eğitmen kadrosunda akademi, etkinlik, turizm, iletişim ve organizasyon dünyasının önemli isimleri yer aldı:

Prof. Dr. Bengi Ertuna, Berkant Kuru, Boğaç Pişkin, Burcu Kısakürek, Cantekin Temizer, Cem Gork, Prof. Dr. Cihan Çobanoğlu, Dr. Duygu Salman Öztürk, Elmas Özler, Doç. Dr. Emel Adamış, Ferda Karslıoğlu, Feyhan Kapralı, Fulya Eyilik, Hasan Dinç, Murat Ali Aydın, Meltem Tepeler, Mustafa Devrim Yalçın, Doç. Dr. Özen Kırant Yozcu, Özlem Öktem, Şen Günersel, Tülay Salihoğlu, Yakar Allevici, Yaşar Seki, Doç. Dr. Yeşim Eşgin ve Zeynep Esen.

TUED’den Geleceğe Güçlü Mesaj

TUED Academy çatısı altında geliştirilen yeni eğitim modeli, yalnızca bir sertifika programı değil; Türkiye’nin etkinlik sektöründeki bilgi, deneyim ve yaratıcılığını dünyaya taşıyacak uzun vadeli bir vizyonun ilk büyük adımı olarak görülüyor.

TUED yönetimi, önümüzdeki dönemde de uluslararası eğitim programları, sektör zirveleri ve yeni iş birlikleriyle Türkiye’nin etkinlik sektörünü küresel ölçekte daha güçlü hale getirmeye devam edeceklerini açıkladı.

Ayrıca toplantı sonunda gerçekleştirilen sertifika töreni de büyük ilgi gördü. Sertifika almaya hak kazanan katılımcılar, belgelerini turizm ve etkinlik dünyasının önemli isimlerinden teslim aldı.

Geçmiş Dönem SKAL International Dünya Başkanı Hülya Aslantaş, SKAL Türkiye - USDF Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Önen ve SKAL İstanbul Başkanı Mustafa Devrim Yalçın’ın takdim ettiği sertifikalar, geceye prestij ve anlam kattı.

yilmazparlar@yahoo.com

TUED Academy and Virscend University Collaboration

Turkey’s Event Industry Opens to the World
Turkey’s Event Industry Opens to the World Through the Collaboration Between TUED Academy and Virscend University
A Global Vision Initiative by Meltem Tepeler

A new era that is expected to make an international impact in Turkey’s event industry has officially begun. Meltem Tepeler, the Founder and Director of KM Events — who recently brought the world’s first and only international table art exhibition, Sofralar Exhibition, to the prestigious stage of The Savoy London in April 2026 — and also the President of the Turkish International Events Association (TUED), has now launched another historic project for the sector in the field of education.

The “International Event Management Certificate Program,” developed through the collaboration between TUED Academy and Virscend University, was introduced at a magnificent launch event held at The Peninsula Istanbul Hotel. The event attracted significant attention from industry representatives and was described as a visionary initiative that will carry Turkey’s event industry onto the global stage.

International Vision Gathering at The Peninsula Istanbul Hotel

Held on Thursday, May 7, 2026, at The Peninsula Istanbul Deniz Salonu, the launch event brought together industry representatives, academics, event professionals, and prominent figures from the organization world under one roof.

The opening speech was delivered by TUED President Meltem Tepeler. Program coordinators Prof. Dr. Cihan Çobanoğlu joined live from the United States, while Assoc. Prof. Dr. Özen Kırant Yozcu connected from Portugal.

Blending with the warm atmosphere of spring, the event stood out not only as a launch ceremony but also as a powerful declaration of Turkey’s international educational vision in the event industry.

Great Appreciation for Meltem Tepeler

Representing Turkey successfully in the global organization world through international projects, Meltem Tepeler received great applause for her speech.

Tepeler emphasized that they have been working with determination for years to make Turkey’s event sector more visible worldwide and highlighted the critical importance of providing young professionals with access to education at global standards for the future of the industry.

The visionary leadership of successful businesswoman Meltem Tepeler is considered a driving force not only in the organization sector but also in education, communication, and international collaborations.

In particular, the launch of this free program open to international participation was described by industry representatives as “a strategic educational investment for Turkey.”

“International Event Management Certificate Program” Expands Globally

Designed entirely in English, the “International Event Management Certificate Program” offers a comprehensive educational model for young professionals aiming to build careers in the event and tourism industries, as well as for sector representatives seeking to improve their knowledge and competencies on a global scale.

The program content was prepared based on international event management standards. Combining academic knowledge with sector experience, the program was shaped through contributions from leading experts in different fields.

The program is coordinated by Prof. Dr. Cihan Çobanoğlu and Assoc. Prof. Dr. Özen Kırant Yozcu from Virscend University.

Participants who successfully complete the six-module program, offered free of charge, will be awarded an international certificate.

The program’s openness to participants worldwide aims to carry Turkey’s knowledge production in the event industry onto the global platform.

Prof. Dr. Cihan Çobanoğlu: “We Will Reach Thousands Through This Project”

Joining live from the United States, Prof. Dr. Cihan Çobanoğlu expressed his excitement about the project and shared important remarks.

Çobanoğlu stated that the program, created through the intensive contributions of Turkish academics and industry professionals, would become a model recognized worldwide. He also announced that collaborations with universities in the United States and other countries would continue to expand.

He further revealed that the program has already reached 119 participants in its initial phase and aims to grow into the thousands in the near future.

Assoc. Prof. Dr. Özen Kırant Yozcu,“A Project Born in Turkey Has Reached the International Stage”

Joining the event live from Portugal, Assoc. Prof. Dr. Özen Kırant Yozcu delivered emotional remarks.

Yozcu recalled that the first event management certificate program in Turkey was launched in 2007 through the initiative of Meltem Tepeler and said that seeing this vision evolve into an international platform today is a source of great pride.

Emphasizing that the program’s content quality, free structure, and global accessibility make it unique in the world, Yozcu thanked all academics, industry professionals, and technical teams who contributed to the project.

In her speech, Yozcu especially highlighted Meltem Tepeler’s leadership throughout the process, stating: “At the core of this program lies Meltem Tepeler’s vision and determination.”

Support from Antalya by Gülşah Tahiroviç

Gülşah Tahiroviç, who played a significant role in the technical and digital infrastructure of the program, also shared details about the work carried out from Antalya.

A graduate of METU, Tahiroviç stated that she worked for many years as a Human Resources Manager at Akbank in Istanbul before transitioning into the tourism sector in Antalya.

Having worked with Prof. Dr. Cihan Çobanoğlu for nearly five years, Tahiroviç emphasized that building the technical infrastructure of the program required intensive effort and dedication.

She also expressed her belief that the program would reach much broader audiences in the near future and thanked the entire team.

Strong Line-Up from Academia and the Event Industry

The program’s instructor staff included prominent figures from academia, events, tourism, communication, and organization sectors:

Prof. Dr. Bengi Ertuna, Berkant Kuru, Boğaç Pişkin, Burcu Kısakürek, Cantekin Temizer, Cem Gork, Prof. Dr. Cihan Çobanoğlu, Dr. Duygu Salman Öztürk, Elmas Özler, Assoc. Prof. Dr. Emel Adamış, Ferda Karslıoğlu, Feyhan Kapralı, Fulya Eyilik, Hasan Dinç, Murat Ali Aydın, Meltem Tepeler, Mustafa Devrim Yalçın, Assoc. Prof. Dr. Özen Kırant Yozcu, Özlem Öktem, Şen Günersel, Tülay Salihoğlu, Yakar Allevici, Yaşar Seki, Assoc. Prof. Dr. Yeşim Eşgin, and Zeynep Esen.

A Strong Message for the Future from TUED

Developed under the umbrella of TUED Academy, this new educational model is regarded not only as a certificate program but also as the first major step of a long-term vision aimed at bringing Turkey’s knowledge, experience, and creativity in the event industry to the world.

TUED management announced that they will continue developing international education programs, sector summits, and new collaborations to further strengthen Turkey’s event industry on a global scale.

Additionally, the certificate ceremony held following the program attracted significant attention. Participants who successfully earned their certificates received them from distinguished figures in the tourism and event industries. The certificates were presented by Former SKAL International World President Hülya Aslantaş, SKAL Turkey - USDF Board Member Ayşe Önen, and SKAL Istanbul President Mustafa Devrim Yalçın, adding prestige and special significance to the program.

yilmazparlar@yahoo.com

8 Nisan 2026 Çarşamba

EKAV-Tres Specula -Üç Yansıma Sergi-Yılmaz Parlar

 Ekav’da Işık, Form Ve Ruhun Büyüleyici Buluşması

Sanatın Zirvesi

İnci Galerinin İnci Sanatçıları; Üç Yansıma, Tek Ruh

Sanat…
İnsanın kendini en derin, en saf ve en zamansız ifade edebildiği alan. Bir toplumun hafızası, ruhu ve geleceğe bıraktığı en güçlü izdir.

Sanatın olduğu yerde estetik vardır, düşünce vardır, zarafet vardır. Ve bazı anlar vardır ki; sanat sadece sergilenmez, adeta yaşanır… İşte o anlardan biri, İstanbul’un kalbinde gerçekleşti.



Ritz-Carlton’da Sanatın En Zarif Gecesi

İstanbul’un en prestijli noktalarından The Ritz-Carlton Hotel bünyesinde yer alan Ekavart Gallery, 7 Nisan – 7 Mayıs 2026 tarihleri arasında sanat dünyasına damga vuracak bir sergiye ev sahipliği yapıyor: “Tres Specula / Üç Yansıma”.

Açılış gecesi ise adeta bir elitler buluşmasıydı. Sanat, iş ve cemiyet hayatının seçkin isimleri; zarafet, stil ve kültürün kusursuz uyum içinde buluştuğu bu özel davette bir araya geldi.

Her detayın incelikle düşünüldüğü gece, yalnızca bir sergi açılışı değil; aynı zamanda yüksek estetiğin sahne aldığı bir sanat şöleni olarak hafızalara kazındı.



EKAV’ın Vizyonu, İnci Aksoy’un Sanata İmzası

Bu büyüleyici atmosferin arkasında ise güçlü bir vizyon var. EKAV Eğitim Kültür ve Araştırma Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren Ekavart Gallery, yalnızca bir sergi alanı değil; sanatın nefes aldığı bir kültür platformu.

Galerinin kurucusu ve sanat vizyonunun mimarı İnci Aksoy ise sanat dünyasında fark yaratan bir isim.
Aksoy’un yaklaşımı, klasik galericilik anlayışının ötesinde:

Sanatı yalnızca sergilemiyor, yaşatan bir deneyime dönüştürüyor

Sanatçı ile izleyici arasında duygusal ve düşünsel bir köprü kuruyor

Genç sanatçıları destekleyerek geleceğe estetik bir miras inşa ediyor

Onun dokunuşuyla Ekavart Gallery, adeta İstanbul’un kültür haritasında ışıltılı bir sanat mabedi haline geliyor.



Üç Sanatçı, Üç Güçlü Yansıma

“Tres Specula / Üç Yansıma” sergisi, farklı disiplinlerde üretim yapan üç önemli sanatçıyı ortak bir düşünsel zeminde buluşturuyor;

Çiçek Benardete , Pembe Tüzüner, Tina Varon

Latince “üç ayna” anlamına gelen sergi, sanatın yansıtma gücünü merkezine alıyor. Her sanatçı, kendi malzemesi ve diliyle gerçekliği yeniden kurarken; izleyiciye yalnızca görsel değil, duygusal ve düşünsel bir derinlik sunuyor.

Zaman, Doğa ve Dönüşümün Sanatsal Yorumu



Çiçek Benardete, izleyiciyi 60’lar ve 70’lerin büyülü sosyal atmosferine götürüyor. Gece hayatı, dans, sosyalleşme… Her tuval, geçmişin yaşayan bir sahnesi gibi.



Pembe Tüzüner, metalin sertliğini doğanın akışkanlığıyla buluşturuyor. Kuşlar, çiçekler ve soyut formlar; özgürlük ve dönüşümün simgesi haline geliyor.



Tina Varon ise kırılganlık ile güç arasındaki ince çizgide yürüyerek; cam, metal ve form üzerinden varoluşun estetik gerilimini gözler önüne seriyor.



Sanatın Üç Boyutlu Deneyimi

Bu sergi, yalnızca izlenen değil; hissedilen, düşünülen ve içselleştirilen bir deneyim sunuyor.
Form, ışık ve yüzey arasındaki ilişki; mekânla bütünleşerek ziyaretçiyi çok katmanlı bir sanat yolculuğuna çıkarıyor.



Bir Sergiden Fazlası

Tres Specula / Üç Yansıma”, İstanbul’un sanat sahnesinde sadece bir sergi değil;
estetik, vizyon ve kültürün kusursuz birleşimi olarak öne çıkıyor.

Ekavart Gallery ve İnci Aksoy’un öncülüğünde hayat bulan bu özel proje, sanatın birleştirici gücünü bir kez daha gözler önüne sererken; izleyicilere unutulmaz bir deneyim vadediyor.

yilmazparlar@yahoo.com

The Mesmerizing Encounter of Light, Form and Soul at Ekav

The Pinnacle of Art

The Pearl Artists of a Pearl Gallery; Three Reflections, One Soul

Art…
The purest, deepest, and most timeless way for humanity to express itself. It is the memory of a society, its soul, and the most powerful mark it leaves for the future.
Where there is art, there is aesthetics, there is thought, there is elegance. And there are moments when art is not merely exhibited—it is truly lived… One of those moments took place in the heart of Istanbul.

The Most Elegant Night of Art at The Ritz-Carlton

Located within one of Istanbul’s most prestigious landmarks, The Ritz-Carlton Hotel, Ekavart Gallery is hosting an exhibition set to leave a lasting mark on the art world between April 7 – May 7, 2026: “Tres Specula / Three Reflections.”

The opening night was nothing short of an elite gathering. Distinguished figures from the worlds of art, business, and high society came together at this exclusive event where elegance, style, and culture met in perfect harmony.

With every detail meticulously curated, the evening was not just an exhibition opening; it became a refined celebration of high aesthetics—an unforgettable artistic spectacle.

EKAV’s Vision, İnci Aksoy’s Signature on Art

Behind this enchanting atmosphere lies a powerful vision. Operating under the umbrella of EKAV Education, Culture and Research Foundation, Ekavart Gallery is not merely an exhibition space—it is a living cultural platform where art breathes.

The gallery’s founder and the architect of its artistic vision, İnci Aksoy, stands out as a remarkable figure in the art world.

Her approach transcends traditional gallery concepts:

She transforms art from something displayed into something experienced

She builds a deep emotional and intellectual bridge between artist and audience

She supports emerging talents, creating an aesthetic legacy for the future

With her touch, Ekavart Gallery becomes a radiant sanctuary of art on Istanbul’s cultural map.

Three Artists, Three Powerful Reflections

The exhibition “Tres Specula / Three Reflections” brings together three distinguished artists from different disciplines on a shared conceptual ground:

Çiçek Benardete, Pembe Tüzüner, Tina Varon

Meaning “three mirrors” in Latin, the exhibition centers on the reflective power of art. Each artist reconstructs reality through their own material and language, offering not only visual richness but also emotional and intellectual depth.

An Artistic Interpretation of Time, Nature and Transformation

Çiçek Benardete invites viewers into the enchanting social atmosphere of the 1960s and 1970s. Nightlife, dance, and social scenes—each canvas feels like a living fragment of the past.

Pembe Tüzüner merges the rigidity of metal with the fluidity of nature. Birds, flowers, and abstract forms emerge as symbols of freedom and transformation.

Tina Varon walks the delicate line between fragility and strength, revealing the aesthetic tension of existence through glass, metal, and form.

A Three-Dimensional Experience of Art

This exhibition offers more than something to observe—it is something to feel, contemplate, and internalize.

The relationship between form, light, and surface integrates with space, guiding visitors through a multi-layered artistic journey.

More Than an Exhibition

Tres Specula / Three Reflections” is not just an exhibition in Istanbul’s art scene;
it stands out as a flawless fusion of aesthetics, vision, and culture.

Brought to life under the leadership of Ekavart Gallery and İnci Aksoy, this exceptional project once again highlights the unifying power of art, promising visitors an unforgettable experience.

yilmazparlar@yahoo.com

4 Nisan 2026 Cumartesi

Heritage Fuarı-Yılmaz Parlar

  Heritage Fuarı’nda Kültür Mirasının Devri

Müzecilikten Lokuma, Çiniden Gazi Kovana

Yenikapı’da 4 Nisan’a kadar sürecek dev buluşmada Türkiye’nin hafızası sergileniyor

Yenikapı Kadir Topbaş Gösteri Merkezi’nde kapılarını açan Heritage Fuarı (Kültür Mirası ve Müzecilik Fuarı), 4 Nisan 2026’ya kadar ziyaret edilebilecek dev bir kültür şölenine dönüştü.



Müze profesyonellerinden akademisyenlere, asırlık markalardan geleneksel sanatçılara kadar geniş bir yelpazeyi buluşturan fuar, Türkiye’nin somut ve somut olmayan kültürel mirasını gözler önüne seriyor.

İşte Heritage Fuarı’nda öne çıkanlar ve unutulmaz hikâyeler…



Prof. Dr. Fethiye Erbay

“Müze, Geçmişle Gelecek Arasında Köprüdür”

Fuarın en dikkat çeken stantlarından biri Boğaziçi Üniversitesi Müzecilik Bölümü oldu. Standın başında bölüm başkanı Prof. Dr. Fethiye Erbay yer aldı. Türkiye’nin müzecilik alanında uzman ihtiyacını karşılayan nadir akademik programlara imza atan Erbay, fuar boyunca müzeciliğin sadece eser saklamak değil, kültürü yaşatmak ve toplumu bilinçlendirmek olduğunun altını çizdi.

“Müzecilik, bir ülkenin hafızasını koruma sanatıdır. Bugün müzeler eğitimin, toplumsal hafızanın ve kültürel diplomasinin merkezi haline geldi. Türkiye gibi binlerce yıllık medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir coğrafyada bu mirası yönetecek uzmanlara her zamankinden çok ihtiyaç var.”

Bugün Türkiye’nin birçok özel ve kamu müzesinde görev yapan uzmanlar, Erbay’ın öncülüğündeki bu bölümden mezun oldu. Ziyaretçilerden biri, “Fethiye Hoca sayesinde müzelerimiz aktif öğrenme merkezlerine dönüştü” yorumunu yaptı.



249 Yıllık Lezzet Hacı Bekir ve 6. Kuşak Lider Leyla Celalyan

Fuarın “Zamanla Kaybolmayanlar” bölümünde yer alan Ali Muhiddin Hacı Bekir, 1777’den bu yana Türk lokumunu dünyaya tanıtıyor. Standda ailenin 6. kuşak temsilcisi Leyla Celalyan dikkat çekiyor. Koç Üniversitesi İşletme mezunu olan Celalyan, markayı modern vizyonla buluştururken ihracat pazarlarında büyük atılım gerçekleştiriyor.



Hacı Bekir’in ürünleri bugün ABD, Japonya, Güney Afrika, İngiltere, Fransa, Hollanda, Güney Kore, Tayvan ve Ürdün gibi birçok ülkeye ihraç ediliyor. Celalyan, “Hacı Bekir sadece bir şekerleme markası değil; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bir kültür elçisidir” diyor.

Son yüzyıldır şirket büyük ölçüde kadınlar tarafından yönetiliyor. Celalyan’ın büyük ninesi Reşide Hanım, Cumhuriyet’in ilk pasaportlarından birini alarak yurt dışına açılan ilk kadın girişimcilerdendi.



Geleneği Yaşatanlar

Folklor Kurumu’ndan 60 Yıllık Vefa

Folklor Kurumu, “Geleneği Yaşatanlar” temasıyla fuarda yerini aldı. 12 Aralık 1964’te kurulan ve 60 yılı aşkın süredir Türk halk kültürüne hizmet eden köklü kurum, halk oyunları, halk müziği, halk tiyatrosu ve geleneksel el sanatları alanlarındaki çalışmalarını sergiliyor.

UNESCO’nun 1989 tarihli Tavsiye Kararı’nda vurgulandığı gibi, folklor “insanlığın evrensel mirasının bir parçasıdır”. Folklor Kurumu da bu bilinçle Anadolu’nun dört bir yanındaki kültürel zenginlikleri derleyip gelecek nesillere aktarıyor. Yetkililer, “Kültürel mirasımızı yaşatmak hepimizin ortak sorumluluğu” mesajını verdi.



Gazi Kovan

Kurtuluş Savaşı’nın Sessiz Tanığı

Makine Kimya Endüstrisi (MKE) standında sergilenen Gazi Kovan, fuarın en duygusal ve etkileyici eserleri arasında yer alıyor. MKE İmalât-ı Harbiye Müzesi uzmanı Yasin Ufuk Ergün ve MKE Kırıkkale Silah Fabrikası Müze sorumlusu Ömer Faruk Atcı’dan alınan bilgilere göre:

Gazi Kovan, ilk olarak Mart 1921’de Birinci İnönü Muharebesi sırasında kullanılan bir top mermisinin kovanı olarak ortaya çıktı. Cephedeki askerler bu kovana isimlerini ve birlik bilgilerini kazıdı. Savaş boyunca kovan toplam sekiz kez atölyeye dönüp yeniden doldurularak cepheye gönderildi. Bu sürekli kullanım ona “Gazi” unvanını kazandırdı. Son kullanımı cephede şehit düşen Karahisarlı Seyfi Çavuş tarafından oldu. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanında 101 pare top atışında kullanılarak tarihî yolculuğunu tamamladı.



Pınar İlhan Köse: Selçuklu’dan Günümüze Çini Büyüsü

Çini sanatçısı Pınar İlhan Köse, fuarda Selçuklu dönemi çini eserlerini geleneksel tekniklere bağlı kalarak çağdaş bir yorumla yeniden hayat buluyor. Eserlerini Çekmeköy’deki atölyesinde üreten Köse, çini sanatını şöyle tanımlıyor:

“Çini benim için sadece süsleme değil; sabır, nefes, ritim ve dua gibidir. Her fırça darbemde geçmişle bağ kuruyorum. Selçuklu desenlerindeki sadelik ve güç eserlerimin temelini oluşturuyor. Her fırın çıkışında yeniden doğuşu yaşıyorum.”

Standda Selçuklu’dan ilham alan tabaklar, vazolar, duvar panoları ve özgün çini tasarımları sergileniyor. Köse, “Çini, Anadolu topraklarının binlerce yıllık hafızasını taşır” diyor.

Geçmişini bilmeyen geleceğini inşa edemez.

Yer: Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi (Kadir Toptaş Sanat Merkezi)
Tarih: 4 Nisan 2026’ya kadar her gün açık

yilmazparlar@yahoo.com

Herıtage Faır A Grand Transfer Of Cultural Herıtage

From Museology to Turkish Delight, from Iznik Tiles to the "Gazi" Shell Casing – Turkey’s collective memory is on display in Yenikapı until April 4

The Heritage Fair (Cultural Heritage and Museology Fair), which opened its doors at the Yenikapı Kadir Topbaş Performance Center, has turned into a grand cultural festival that can be visited until April 4, 2026.

Bringing together a wide spectrum of participants—from museum professionals and academics to centuries-old brands and traditional artists—the fair showcases Turkey’s tangible and intangible cultural heritage.

Here are the highlights and unforgettable stories from the Heritage Fair…

Prof. Dr. Fethiye Erbay

"A Museum is a Bridge Between Past and Future"

One of the most remarkable stands at the fair belongs to the Department of Museology at Boğaziçi University. At the helm of the stand is the department chair, Prof. Dr. Fethiye Erbay. Having spearheaded one of the few academic programs in Turkey that addresses the growing need for museology experts, Erbay emphasized throughout the fair that museology is not merely about preserving artifacts, but about keeping culture alive and raising public awareness.

"Museology is the art of preserving a nation's memory. Today, museums have become centers of education, collective memory, and cultural diplomacy. In a geography like Turkey, which has been home to thousands of years of civilizations, we need experts to manage and narrate this heritage more than ever."

Many of the specialists currently working in Turkey’s public and private museums are graduates of the program led by Erbay. One visitor commented, "Thanks to Prof. Dr. Fethiye Erbay, our museums have transformed from passive repositories into active learning centers."

249 Years of Flavor, Hacı Bekir and 6th-Generation Leader Leyla Celalyan

In the fair’s "Timeless" section, Ali Muhiddin Hacı Bekir – introducing Turkish delight to the world since 1777 – draws significant attention. At the stand, the family’s sixth-generation representative, Leyla Celalyan, stands out. A graduate of Koç University’s Business Administration program, Celalyan combines the brand’s heritage with a modern vision while making major strides in export markets.

Today, Hacı Bekir’s products are exported to numerous countries, including the United States, Japan, South Africa, England, France, the Netherlands, South Korea, Taiwan, and Jordan. Celalyan states, "Hacı Bekir is not just a confectionery brand; it is a cultural ambassador reaching from the Ottoman Empire to the Republic of Turkey."

For the last century, the company has largely been run by women. Celalyan’s great-grandmother, Reşide Hanım, was one of the first female entrepreneurs to go abroad with one of the Republic’s earliest passports.

Keepers of Tradition

The Folklore Institution’s 60 Years of Dedication

The Folklore Institution (Folklor Kurumu) has taken its place at the fair under the theme "Keepers of Tradition." Founded on December 12, 1964, and serving Turkish folk culture for over six decades, this deep-rooted institution is showcasing its work in folk dances, folk music, folk theater, and traditional handicrafts.

As emphasized in UNESCO’s 1989 Recommendation, folklore is "a part of the universal heritage of humanity." With this awareness, the Folklore Institution collects cultural riches from all over Anatolia and passes them on to future generations. Officials stressed, "Keeping our cultural heritage alive is a shared responsibility for all of us."

The "Gazi" Shell Casing: Silent Witness of the Turkish War of Independence

Displayed at the stand of Machinery and Chemical Industry (MKE), the "Gazi" Shell Casing is one of the most emotional and impressive pieces at the fair. According to information provided by Yasin Ufuk Ergün, expert from the MKE Ammunition Factory Museum, and Ömer Faruk Atcı, museum curator at the MKE Kırıkkale Weapon Factory:

The Gazi Shell Casing first emerged in March 1921 during the First Battle of İnönü, as the casing of an artillery shell. Soldiers on the front lines carved their names and unit information onto it. Throughout the war, the casing returned to the workshop a total of eight times, was refilled, and sent back to the front. This repeated use earned it the title "Gazi" (Veteran). Its final use came from Seyfi Çavuş of Karahisar, who fell as a martyr on the front line. The casing completed its historic journey when it was used in the 101-gun salute celebrating the proclamation of the Republic on October 29, 1923.

Pınar İlhan Köse

The Magic of Iznik Tiles from the Seljuk Era to the Present

Iznik tile artist Pınar İlhan Köse is bringing Seljuk-era ceramic works back to life at the fair, adhering to traditional techniques while infusing them with a contemporary interpretation. Producing her works in her studio in Çekmeköy, Köse describes her art as follows:

"For me, Iznik tiles are not merely decoration; they are patience, breath, rhythm, and prayer. With every brushstroke, I connect with the past. The simplicity and power I find in Seljuk patterns form the foundation of my work. With every kiln opening, I experience a rebirth."

The stand features plates, vases, wall panels, and original tile designs inspired by the Seljuk era. Köse adds, "Iznik tiles carry the thousand-year-old memory of Anatolian soil."

"Those who do not know their past cannot build their future."

Venue: Yenikapı Eurasia Performance and Art Center (Kadir Toptaş Art Center)
Date: Open every day until April 4, 2026

yilmazparlar@yahoo.com