31 Ocak 2026 Cumartesi

Bana Bir Dakika Verin-Yılmaz Parlar

  

Enstalasyonu Dansın Sınırlarını Nasıl Aşıyor?

Özgürlüğün Bedendeki Sureti

Dans, insan bedeninin taşıdığı kimliği ve hikâyeyi zamanın dışına çıkararak görünür kılabilir mi?
Doria Belanger ile Benttt’nin “Bana Bir Dakika Verin” projesi, tam da bu soruya radikal bir yanıt sunuyor.

Özgürlük, bedenin kendi ritminde saklıdır.

Bir dakikaya sığan hareket, her dansçının kendine özgü iç sesini, kültürünü, hafızasını ve kimliğini aralayıp ortaya çıkarıyor.

Zamanın kaldırıldığı bu deneyimde özgür dansçılık, bireyin kendi bedenine ait olma hakkını, ifade özgürlüğünü ve sınır tanımayan bir yaratıcı evreni temsil ediyor. Mekân, zaman ve kimlik birbirine karışıyor; beden ise birer “özgürlük manifestosu” hâline geliyor.

Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton’un Katılımıyla

If Istanbul'da Unutulmaz Bir Gece
Dorıa Belanger & Benttt’den “Bana Bir Dakika Verin”

Zaman, Beden ve Hareketle Yazılan Bir Dijital Şiir

20 Ocak 2026 Cuma akşamı Institut Français İstanbul Sergi Salonu, uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir dijital-dans enstalasyonuna ev sahipliği yaptı. Küratörlüğünü Doria Bélanger’in yaptığı, teknolojik yaratımını ise Benttt kolektifinin üstlendiği “Bana Bir Dakika Verin ” projesi, mekânı ışık, hareket ve dijital bedenlerle adeta yeniden kurguladı.

Bir dakikalık dans portrelerinden oluşan ve bugün dokuz ülkeyi kapsayan uluslararası bir koleksiyon hâline gelen proje, izleyiciye zamanın akışını izlemek yerine onu hissetmeyi öneren büyüleyici bir atmosfer sundu.

Her Beden Bir Hikâye, Her Hareket Bir Kimlik

Belanger’in nötr bir ortamda tek plan çektiği videolarda beden, tek ve en güçlü ifade aracına dönüşüyor.
Bir dakikalık süre ise yoğunlaştırılmış bir özgürlük alanı yaratıyor:

Jestlerin tekrarı kimliğin derin katmanlarını ortaya çıkarıyor.

Zaman kaldırıldığında her dansçı kendi hikâyesinin ritmine kavuşuyor.

Farklı ülkelerden gelen dansçılar, görünmez bir hatla birbirlerine bağlanıyor.

Bu serginin Türkiye ayağında Halil İbrahim Aygun, Ece Çamlı, Mustafa Kaplan, Melih Kıraç, Serap Meriç, Canan Yücel Pekiçten, Leyla Postalcıoğlu, Kamola Rashidova ve Yunus Emre Şahin gibi çağdaş dansın önemli isimleri yer aldı.
Portreler, hem Türkiye çağdaş koreografi sahnesinin dinamizmini hem de evrensel dans dilinin eşsiz çoğulluğunu gözler önüne serdi.

Başkonsolos Nadıa Fanton’dan Özel Açılış Konuşması

Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton, açılış konuşmasında projenin kültürel önemine değindi:

“Her bir dansçı, dünyada var olmanın bambaşka bir bütünlüğünü gösteriyor.
Türkiye’den katılan sanatçılarla bu koleksiyon daha da zenginleşti.
Bu proje, çağdaş sanatın kalbinde yer alan çeşitliliği ve yaratıcılığı güçlü bir şekilde görünür kılıyor.”

Fanton, serginin İzmir’de de sunulacağını belirterek Türkiye’deki kültür ve sanat hareketliliğine katkıda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti vurguladı.

DORIA BÉLANGER, “Bedenin içinden doğan hareket, kimliğin kapısını açıyor.”

Sanatçı, projeyi ilk kez 2015’te tasarladığını belirterek şöyle konuştu:

“Amacım, bedenin içinden doğan hareketi yakalamak ve ona alan açmaktı.
Bu proje farklı bedenlerin, kültürlerin ve hikâyelerin nasıl bir arada var olabileceğini gösteriyor.
Gece, özgürlük ve sınırsızlık demektir; aynı dakika içinde bile artık sınırlar yok.”

Belanger, Türk dansçılarla çalışmanın projenin evrensel boyutunu güçlendirdiğini ifade etti.

Çizer Benttt, Hareketten Doğan Çizgiler

Videolardan aldığı anlık duruşları çizgisel forma taşıyarak hareketin enerjisini kâğıda aktarıyor.
Çizimler, bedenin dijital izini fiziksel bir “hareket belleği”ne dönüştürüyor.
Böylece dans, ekrandan çıkarak mekânda yeni bir boyuta geçiyor.

Dorıa Bélanger İle Özel Röportaj

Her Bir Dansçıya Kendini Anlatabileceği Bir Alan Vermek İstedim

Belanger, proje fikrinin kökenini şöyle açıkladı:

Dansçıları görünür kılma arzusu

“Dansçıların aynı anda birçok kişiye mal olması beni hep düşündürmüştü.
Onları gerçekten tanıyabilecekleri, kendilerini gösterebilecekleri bir alan yaratmak istedim.”

Tek ortak kural: Bir hareketin birikimi

“Tüm dansçılar için ortak bir öneri vardı:
Bir hareketi tekrar et, ona yoğunlaş, içinden gelen ritmi serbest bırak.
Tekrar, kimliğin en içteki katmanlarını ortaya çıkarıyor.”

Beden içinden doğan kimlik

“Bir dansçıyı keşfetmek, aslında onun düşünme ve var olma biçimine temas etmektir.”

Sınırları kaldıran gece

“Gece, özgürlük demektir.
‘Bana bir dakika ver’ dedim ama o bir dakika içinde bile artık hiçbir sınır yok.”

Bitmeyen bir proje

“Yeni ülkeler, yeni bedenler, yeni kimlikler…
Bu koleksiyon dünyanın hareket haritası olmaya doğru gidiyor.”

Enstalasyonun Sanatsal Önemi

Bu proje yalnızca bir dans çalışması değil;
kimlik, beden, zaman, hafıza ve özgürlük üzerine çok katmanlı bir sanat araştırması.

Dansın dijital teknolojiyle birleştiği yeni bir anlatım dili kuruyor.

Kültürler arası diyaloğu hareket üzerinden görünür kılıyor.

Bedenin bireysel ifadesini kolektif bir hafızaya dönüştürüyor.

Küresel çağdaş dans sahnesinin en özgün projelerinden biri olarak kayda geçiyor.

Sergi Tarihleri

30 Ocak 2026 – 15 Mart 2026
Institut Français İstanbul – Sergi Salonu
Ziyaret günleri: Pazartesi–Cumartesi / 10:00–18:00

yilmazparlar@yahoo.com

28 Ocak 2026 Çarşamba

TTM 2026 İle Turizmde Yeni Dönem -Yılmaz Parlar

  

Sektörde Oyunu Değiştirecek Buluşma

Türkiye turizminin yıllardır ihtiyaç duyduğu doğru alıcı – doğru masa – gerçek iş bağlantısı modeli, artık İstanbul’dan dünyaya açılıyor.

31 Mart 2026’da İstanbul Sheraton City Center’da gerçekleşecek Turkish Travel Market (TTM 2026) için geri sayım başlarken, 28 Ocak 2026 Çarşamba günü düzenlenen basın toplantısında sektörün geleceğini şekillendirecek vizyon açıklandı.

TTM 2026 yalnızca bir etkinlik değil;
Türk turizmine doğrudan ticaret, verimli iş birlikleri ve sürdürülebilir büyüme sağlayacak stratejik bir buluşma platformu olarak konumlanıyor.
Sektör profesyonellerinin yıllardır dile getirdiği “verimli fuar” ihtiyacı, bu organizasyonla gerçeğe dönüşüyor.

Cengiz Kellekçi’den Türk Turizmine Değer Katan Vizyon

Trıp Now Travel – Eventss Ortağı Cengiz Kellekçi, basın toplantısında yaptığı konuşmayla yalnızca bir organizasyon değil, sektöre adanmış bir vizyon sundu.

Kellekçi, dünyanın birçok ülkesindeki fuar deneyimlerinden yola çıkarak Türkiye’nin gerçek ihtiyacını doğru analiz ettiklerini vurguladı.
Kuru kalabalık yok, rastgele ziyaretçi yok, boşa geçen zaman yok” diyerek TTM 2026’nın temel farkını ortaya koydu.

Yaklaşık 100 seçkin katılımcı ve 350 profesyonel ziyaretçi, önceden planlanmış dijital randevu sistemiyle 15 dakikalık birebir iş görüşmeleri gerçekleştirecek.
Amaç net:
Doğru kişiyle, doğru zamanda, gerçek ticaret.

Cengiz Kellekçi’nin öncülüğünde geliştirilen bu model, özellikle orta ve küçük ölçekli turizm işletmelerine düşük maliyetle büyük fırsatlar sunarak sektöre doğrudan ekonomik katkı sağlayacak.

Türk turizmi için sahada gerçek ihtiyaçtan doğmuş, çözüm odaklı ve sonuç üreten bir organizasyon…
Bu yönüyle TTM 2026, yalnızca bir etkinlik değil, sektörün geleceğine yapılan yatırımdır.

Dijital Randevu Sistemiyle Maksimum Verim

TTM 2026’nın en güçlü yanı, tamamen dijital planlanan randevu altyapısı.
Katılımcılar ve ziyaretçiler, etkinlik öncesinde profilleri inceleyip karşılıklı onayla görüşme planlıyor.

Zaman kaybı sıfır, Boş görüşme yok.Somut iş bağlantıları var.
Türkiye’nin Dört Bir Yanından Seçkin Katılım

Pamukkale’den Kapadokya’ya, Karadeniz’den Akdeniz’e, bölgesel tur operatörleri, oteller, transfer firmaları, aktivite sağlayıcıları ve uluslararası acenteler aynı masada buluşacak.

Ayrıca yurt dışından seçilmiş profesyonel alıcıların katılımıyla Türkiye’nin turizm ihracatına doğrudan katkı sağlanacak.

Mehmet Darga: “Bu Etkinlik Bir İhtiyaçtan Doğdu”

Turkey Escapades Genel Müdür Mehmet Darga, TTM 2026’nın klasik fuar anlayışını geride bıraktığını vurguladı:

Artık kartvizit toplayan değil, gerçek iş yapan bir etkinlik kuruyoruz.
Katılımcılar kiminle görüşeceğini önceden biliyor, görüşmeler ölçülebilir ve sonuç odaklı ilerliyor.”

Bu yaklaşım, yeni nesil turizm organizasyon modeli olarak dikkat çekiyor.

TTM 2026: Türk Turizmi İçin Stratejik Kazanç

Turkish Travel Market 2026;

Yeni ticari ortaklıklar, Bölgesel turizm hareketliliği, Dijitalleşmiş iş ağı, Düşük maliyet – yüksek verim,
Uluslararası bağlantılar

ile Türkiye’nin turizm gelirlerine doğrudan katkı sağlayacak güçlü bir sektörel hamle olarak öne çıkıyor.

Sahadan Doğan, Sektöre Hizmet Eden Bir Başarı Modeli

Cengiz Kellekçi ve Mehmet Darga’nın öncülüğünde hayata geçen TTM 2026,
Türk turizminin ihtiyaçlarını anlayan, çözüme dönüştüren ve geleceği planlayan örnek bir organizasyon olarak yoluna emin adımlarla ilerliyor.

31 Mart 2026’da İstanbul’da
Turizmin kalbi TTM 2026’da atacak!

yilmazparlar@yahoo.com

20 Ocak 2026 Salı

Gastronomi Diplomasisine Vize Engeli-Yılmaz Parlar

  

Türk Mutfağını Dünyaya Tanıtacak Temsilci Davos Yolunda Durduruldu

Diplomat, uluslararası ilişkilerde devletini doğrudan temsil eden, ülkesinin kültürünü, kimliğini ve vizyonunu dünyaya taşıyan kişidir.

Bugün ise modern dünyada bu temsil yalnızca siyasetle sınırlı değil; kültür, turizm ve gastronomi de artık diplomatik güç unsurları arasında yer alıyor.

Tam da bu noktada, Türk gastronomisini küresel sahnede temsil etmeye hazırlanan Türkiye Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) Başkanı Gürkan Boztepe, adeta bir kültür diplomatı gibi ülkesine hizmet etmek üzere Davos Zirvesi’ne katılmaya hazırlanıyordu.

Ancak Schengen vizesine takılan engel, yalnızca bir şahsın değil, Türk mutfağının dünya sahnesinde kaçırdığı büyük bir fırsatın habercisi oldu.

Türk Mutfağının Dünyaya Açılan Kapısı Kapatıldı

Daha önce defalarca Schengen vizesi almış, iki anonim şirket ve iki uluslararası dernek başkanlığı bulunan Gürkan Boztepe’ye önce “ek belge” talep edildi, ardından vize reddedildi.

Oysa Boztepe, Davos’ta yalnızca bir katılımcı değil;
Türk mutfağının tanıtım elçisi,
Anadolu’nun bin yıllık sofrasının temsilcisi,
ülkesinin kültürel gücünü dünyaya taşıyan bir gastronomi diplomatı olacaktı.

Bu ret kararıyla, Davos’ta Türk mutfağının tanıtımı için planlanan temaslar, sunumlar ve iş birlikleri gerçekleşemedi. Kaçırılan fırsat yalnızca bir seyahat değil; Türkiye’nin gastronomi turizmi adına kazanabileceği uluslararası prestij oldu.

Bu Sadece Bir Vize Değil, Türkiye’ye Konan Engeldir

GTD Başkanı Boztepe yaşananları kişisel bir sorun olarak görmediğini belirterek şu mesajı verdi:

“Bu durum Gürkan Boztepe’nin değil, Türk mutfağının ve Türkiye’nin önüne çıkarılmış bir engeldir.”

Son yıllarda Kuzey Afrika’dan Avrupa’ya uzanan birçok uluslararası organizasyonda Türk mutfağı birincilikle anılıyor. Coğrafi işaretli ürünler, zengin çeşitlilik, yüksek şef kalitesi ve eşsiz sunum gücüyle Türk gastronomisi artık küresel rekabetin zirvesinde.

Bu yükseliş, Türkiye’nin yumuşak gücünü artırırken, bazı çevrelerde rahatsızlık oluşturduğu yorumlarını da beraberinde getiriyor.

Mutfak Sadece Lezzet Değil, Stratejik Güçtür

Gastronomi turizmi bugün milyarlarca dolarlık küresel bir pazarı temsil ediyor. Michelin Rehberi’nin Türkiye’ye gelişi, bu alanda doğru yolda olunduğunun en büyük göstergesi.

Gürkan Boztepe’nin hedefi, Türk mutfağını yalnızca sofralarda değil, uluslararası karar masalarında görünür kılmaktı.

Ancak vize duvarı, bu diplomatik gastronomi hamlesini sekteye uğrattı.

Anadolu’nun Lezzeti Sınır Tanımaz

Her şeye rağmen mesaj net:
Vize engelleri geçici olabilir,
ama Anadolu’nun bin yıllık mutfak mirası kalıcıdır.

Türk gastronomisi, dünyada hak ettiği yere yürümeye devam edecek. Çünkü bu yürüyüş yalnızca yemek değil; kültür, tarih ve kimlik yürüyüşüdür.

yilmazparlar@yahoo.com

17 Ekim 2025 Cuma

TÜRSAB Başkan Adayı Aylin Özsavaş-Yılmaz Parlar

  

Turizmin Yükselen Gücü, Umudun Adı Aylin Özsavaş

Turizmin kalbinden gelen bir lider, sektöre vizyon, samimiyet ve güven getiren bir isim, Aylin Özsavaş.
Her kelimesi, her adımı, mesleğine ve meslektaşlarına duyduğu sevgiyle yoğrulmuş.
Bu güçlü buluşma, sadece bir toplantı değil, turizmin yeniden doğuşunun habercisiydi.

TÜRSAB Başkan Adayı Aylin Özsavaş’tan Acentalar Buluşması

15 Ekim 2025 Çarşamba akşamıTaksim Hill Hotel’de, otelin Yönetim Kurulu Üyesi Mahir Yüksel ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte, TÜRSAB Başkan Adayı Aylin Özsavaş, turizm sektöründeki birlik ve iş birliğini güçlendirmek amacıyla sektör temsilcileriyle bir araya geldi.

Taksim’in kalbinde yer alan, tarihi ve prestijli Taksim Hill Hotel, sektör profesyonellerini ağırlarken, turizmin geleceği, sektördeki sorunlar ve çözüm yolları gündeme geldi.

Aylin Özsavaş konuşmasında, sektöre dair samimi, cesur ve birleştirici mesajlar verdi.
Vatanını en çok seven, işini en iyi yapandır.” sözleriyle Atatürk’ün vizyonunu hatırlatarak, turizmde liyakat, şeffaflık ve dayanışma temelli bir gelecek çağrısında bulundu.

Etkinlikte ev sahipliği yapan Mahir Yüksel, nezaketi ve profesyonelliğiyle geceye damga vurdu.
Organizasyonda emeği geçen Nezahat Şamlı Şen ve ekibi ise tüm misafirlere mükemmel bir ev sahipliği sundu.

Aylin Özsavaş, sadece bir başkan adayı değil, turizmin vicdanı, emeğin ve umudun sesi.
Sözleriyle ilham veren, sektörün sorunlarına dokunan, çözüm odaklı yaklaşımıyla güven veren bir lider.
Turizmin geleceğini onun vizyonu ve kararlılığıyla yeniden şekilleneceğine tüm kalbimle inanıyorum.

yilmazparlar@yahoo.com

7 Ekim 2025 Salı

GastroShow 2025’te Göze çarpan Stantlar-Yılmaz Parlar

  

GastroShow 2025’te Gastronomi ve Sağlık Bir Arada

Bu yılki GastroShow 2025, “Sağlık” temasıyla bir gastronomi şöleni niteliğindeydi; hem lezzeti hem yenilikçi fikirleriyle öne çıkan stantlar ve sürpriz uygulamalarla katılımcıların beğenisini kazandı.

Başkanlığını Gürkan Boztepe’ nin Yaptığı GTD Gastronomi Turizm Derneği tarafından düzenlenen, GastroShow 2025, bu yıl “Sağlık” temasıyla 6 Ekim 2025 Pazartesi günü Swissôtel The Bosphorus, İstanbul’da gerçekleştirildi.

Lezzet, Teknoloji ve Yerel Zenginlikler Sahneye Çıktı

Öne Çıkan Stantlar ve Sürpriz Sunumlar

VitaMarin/ Öz Sağdıçlar Balıkçılık
Türkiye’nin deniz ürünleri tedarikçilerinden biri olan Öz Sağdıçlar Balıkçılık, Horeca kanalına yönelik toptan balık temininde sektöründeki konumunu pekiştirdi.

Ancak fuarda sadece tedarik vurgusu yoktu: alabalık yetiştiriciliği ve ihracat faaliyetleri ile sürdürülebilir üretim anlayışını sergilediler; “tazelik, kalite, sürdürülebilir üretim” gibi kavramları stant iletişimlerinde öne çıkardılar.

Kalbur Et Kebap
İstanbul Ümraniye’de 15 yıldır hizmet veren Kalbur Et Kebap, geleneksel Türk mutfağını modern çizgilerle buluşturdu. Özellikle Adana satır kıyması, küşleme, mini biftek, incik, tandır ve Kars-Ardahan yöresinin doğal ortamda yetişen kaz etiyle hazırlanan özel tarifleriyle ziyaretçileri etkilemeyi başardı.

Mekânın mimari kimliği ve atmosferi, kurucusu Metin Akdemir ile mimar eşi Merve Akdemir’in ortak vizyonuyla şekillenmişti.

Psikolog Didar Bademci
Fuar bağlamında pek sık rastlanan bir yaklaşım: Psikoloji teması. Didar Bademci’nin stantında, “insan sağlığı ve beslenme-duygu ilişkisi” odaklı mesajlar, stres, yeme bozuklukları ve psikolojik direnç üzerine kısa bilgilendirmeler yer aldı.

Eğitimli danışmanlık hizmeti veren Didar Bademci, fuar süresince ziyaretçilerin sorularını yanıtlayarak “Sağlık = Fiziksel + Ruhsal Denge” hattında farkındalık yarattı.

Armiya Teknoloji
Teknoloji sponsoru olarak fuarda dikkat çeken Armiya Teknoloji, giriş alanında Geçiş360 yazılımı ile entegre turnike geçiş kontrol sistemini sundu. Dijital QR kodlu yaka kartlarıyla hızlı, güvenli bir geçiş deneyimi sağlandı.

Ayrıca çok şubeli işletmelere yönelik CharismaFMS Yönetim Yazılımı, stant ziyaretçilerinden büyük ilgi gördü. Hem geçiş teknolojileri hem de dijital yönetim çözümleri ile Armiya, fuar boyunca “öne çıkan markalar” arasında yer aldı.

Ayıntap Baklavaları
Gaziantep merkezli Ayıntap Baklava (Ayıntap Baklavaları), stantta geleneksel Antep baklavasını hijyen ve kalite vurgusu ile sergiledi. 1984’ten bu yana üretim yapan firma, kalite standartlarını koruyan üretim süreçleriyle Türkiye’nin farklı bölgelerine ve yurtdışına yayılma hedefiyle biliniyor.

Erzurum Belediyesi / Erzurum Mutfağı
Erzurum’dan gelen ekip, kent kahvaltısı kültürünü ve yöresel ürünlerle gastronomi kimliğini öne çıkardı. Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin geçmiş dönemde düzenlediği Erzurum Kahvaltı Festivali örnek gösterilerek, 55 yöresel ürünle tanıtıma çıkan stant, ziyaretçilerden hayranlık aldı. Erzurum mutfağının zenginliği, coğrafi işaretli ürünleri ve kahvaltı çeşitliliği ile tanıtıldı; gastronomi üzerinden şehir markalaşmasına yaptıkları vurgu dikkat çekiciydi.

Maraş Dondurması Showu
GastroShow’da adeta görkemli bir “dondurma sahnesi” kuruldu: kilolarca Maraş dondurması, döner kebap formunda asılarak kesilip ikram edildi. Bu sunum, ziyaretçilerin ilgisini çektiği gibi basında da geniş referans buldu.

Maraş dondurması, uluslararası gastronomi platformu TasteAtlas tarafından “Dünyanın En İyi Soğuk Tatlısı” seçilmişti. Bu unvan, fuardaki görsel ve tat deneyimiyle uyumlu şekilde ziyaretçilerde “gurur ve merak” duygusu yarattı.

Bu yılki GastroShow, “sağlık” temasıyla yalnızca yemek sunumlarını değil, gastronomi, psikoloji, teknoloji ve yerel kültür harmanını bir sahnede topladı.

Ziyaretçiler hem damaklarına hem de zihnine hitap eden içeriklerle karşılaştı. Stant sahipleri inovatif yaklaşımlar ve estetik sunumlarla dikkat çekti.

Bu tür etkinliklerin gastronomi turizmi açısından hem şehir markalarını hem yerel üreticileri beslediğini, kültürel mirası canlı tuttuğunu bir kez daha gördük.

yilmazparlar@yahoo.com

5 Ekim 2025 Pazar

Türkiye Sağlık Turizminde Nasıl Lider Olur-Yılmaz Parlar

  

 “Türkiye Sağlık Turizminde Nasıl Lider Olur?” Forumu Gerçekleşti

Türkiye, coğrafi konumu, sağlık altyapısı ve yetişmiş insan kaynağı ile sağlık turizminde küresel bir güç olmaya en yakın ülkelerden biri.

Ancak bu potansiyeli liderliğe dönüştürmek için doğru mevzuat, sürdürülebilir teşvikler, etkin tanıtım ve güçlü kamu-özel iş birliği şart. Bu forum, Türkiye’nin sağlık ihracatında liderliğe giden yol haritasını çizmek adına tarihi bir adım oldu.

Sağlık Turizminin Stratejik Önemi

Sağlık turizmi, sadece ekonomik değil; diplomatik ve kültürel bir güç alanıdır. Türkiye, modern hastaneleri, uzman hekimleri, uygun maliyet avantajı ve misafirperverliğiyle dünyanın güvenini kazanmaya hazır.

Bu forum, Türkiye’nin sağlıkta markalaşma yolculuğunda önemli bir dönüm noktası oldu. Artık hedef, sadece “rekabet etmek” değil, dünyada sağlık turizminin lider ülkesi olmak.

“Türkiye Sağlık Turizminde Nasıl Lider Olur?” Forumu Gerçekleşti

Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) ile Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği (YAPDER) öncülüğünde; SEVDODER, Güvenilir Ürün Platformu ve Turizm Araştırma Geliştirme Platformu iş birliğiyle düzenlenen “Türkiye Sağlık Turizminde Nasıl Lider Olur?” başlıklı forum, 4 Ekim 2025 Cumartesi günü TİM İstanbul Dış Ticaret Kompleksi’nde gerçekleştirildi.

Sağlık turizmi yönetmeliğinin etkin uygulanması ve hizmet ihracatında başarıyı artıracak stratejiler forumun ana gündemiydi.

Açılış Konuşmaları, “Sağlıkta Markalaşmanın Zamanı”

Forumun açılışında, Hizmet İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Sağlık Komitesi Başkanı Prof. Dr. O. Gazi Yiğitbaşı, OHSAD Başkanı Dr. Reşat Bahat ve Ticaret Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Ali Alperen Kaçar konuştu.
Katılımcılar, Türkiye’nin sağlıkta kalite ve marka gücünü dünyaya tanıtmak için stratejik bir iletişim modeline ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Panel, “Sektörün Tüm Paydaşları Bir Masada”

Toplantının moderatörlüğünü Meri İstiroti üstlendi.
Panelde; Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar, USHAŞ Genel Müdürü Av. Serdar Şenol, TURSAB Yönetim Kurulu Üyesi Elif Ural, Ticaret Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Ali Alperen Kaçar, Sağlık ve Sigorta Yöneticileri Derneği Genel Sekreteri Elvan Atalay, OHSAD Sağlık Turizmi Komitesi Başkanı Ömer Kurnaz ve YAPDER Başkanı Celal Toprak söz aldı.

“KDV, Yeşil Pasaport Ve Teşvikler” Gündemin Odağında

OHSAD Sağlık Turizmi Komitesi Başkanı Ömer Kurnaz, sektörün KDV farklılıkları, yeşil pasaport ve teşvik uygulamalarındaki sıkıntılara dikkat çekti.
Kurnaz, “Hizmet ihracatında avantajlı görünsek de, estetik işlemlerden alınan yüksek KDV oranı sektörün rekabet gücünü zayıflatıyor. Ayrıca Türk Kalite Belgesi kriterlerinin sadeleştirilmesi ve daha erişilebilir hale getirilmesi gerekiyor,” dedi.

 “Turizm Ve Sağlık El Ele Gitmeli”

TURSAB Yönetim Kurulu Üyesi Elif Ural, sağlık turizminin turizmden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı.
“65 milyon turistin geldiği bir ülkede, bu potansiyeli sağlık turizmine çevirecek güçlü organizasyonlara ve ajanslara ihtiyacımız var. Sağlık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve turizm sektörü aynı masada çalışmalı,” ifadelerini kullandı.

 “Sigorta Düzenlemeleri Sağlık Turizminin Güvenini Artırır”

Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar, sağlık turizmi sigortalarının zorunluluk değil, güven unsuru olarak görülmesi gerektiğini belirtti:
“Yabancı hastalar, sigortaya alışkın bireyler. Türkiye’de bu sistem yaygınlaştıkça, hem sağlık kuruluşları hem de hastalar açısından güven ortamı güçlenecektir. Önemli olan sigortanın içeriğini, standartlarını ve kapsamını doğru belirlemek.”

 “Dijitalleşme Ve Kalite Belgeleri Önemli”

Sağlık ve Sigorta Yöneticileri Derneği Genel Sekreteri Elvan Atalay, dijitalleşmenin sağlık turizminde hız kazandıracağını belirtti.
Atalay, “Türkiye’nin sigorta altyapısı ve veri sistemleri güçlü. Sağlık turizmi sürecinde dijital takip ve şeffaf standartlar, güveni artıracaktır,” dedi.

 “Paydaşlar Arasında Güçlü Koordinasyon Şart”

YAPDER Başkanı Celal Toprak, sektörün başarısı için kurumlar arası iletişimin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti:
“Sağlık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, sigorta kuruluşları ve özel sektör temsilcileri aynı hedef doğrultusunda hareket etmeli. Hepimiz aynı gemideyiz; Türkiye’nin döviz kazandıran bu stratejik alanında güç birliği yapmalıyız.”

 “20 Milyar Dolarlık Potansiyel”

Forumun sonunda yapılan değerlendirmede, Türkiye’nin mevcut altyapısı ve insan kaynağıyla 20 milyar doların üzerinde sağlık turizmi geliri elde edebileceği vurgulandı.
Katılımcılar, doğru mevzuat, sigorta sistemi, teşvik mekanizması ve dijital dönüşüm adımlarıyla bu hedefin kısa sürede yakalanabileceği konusunda hemfikir oldu.

yilmazparlar@yahoo.com

16 Eylül 2025 Salı

İKSV-18. İstanbul Bienali-Yılmaz Parlar

  

Üç Ayaklı Kedi ile Kapılarını Açıyor

Sanat, Direniş ve Umut İçin Bir Çağrı

Küratör Christine Tohmé'den güçlü mesaj; "Filistin'deki soykırım durdurulmalı. Sanatımız, dünyada ezilenlerin sesi olsun diye." 30'u aşkın ülkeden 47 sanatçının eserleri, 8 mekânda ücretsiz sergilenecek.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, 2007-2036 ana sponsoru Koç Holding'in desteğiyle düzenlenen 18. İstanbul Bienali, bu yıl alışılmışın dışında bir formatta, "Üç Ayaklı Kedi" başlığıyla sanatseverlerle buluşuyor.

Küratörlüğünü Lübnanlı küratör Christine Tohmé'nin üstlendiği bienalin, üç yıla yayılacak olan uzun soluklu yolculuğunun ilk ayağı, 20 Eylül - 23 Kasım 2025 tarihleri arasında, Beyoğlu-Karaköy hattındaki birbirine yürüme mesafesindeki 8 farklı mekânda ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

Bienalin detaylarının paylaşıldığı Basın Buluşması, bienal mekânlarından biri olan Eski Fransız Yetimhanesi Bahçesi'nde gerçekleştirildi.

Toplantıya, İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, İstanbul Bienali Direktörü Kevser Güler ve Küratör Christine Tohmé katıldı.

Tohmé'den Dünyaya Sanatla Siyasi ve Duygusal Bir Çağrı

Basın toplantısında en dikkat çekici konuşma, bienalin küratörü Christine Tohmé'den geldi. Tohmé, konuşmasına katılımcılara teşekkür ederek başlasa da, sözlerini hızla dünyada yaşananlara ve sanatın rolüne getirdi. Duygusal ve politik olarak "inişli çıkışlı" bir dönemden geçildiğini vurgulayan Tohmé, "Tarihin çok karanlık bir bölümüne tanıklık ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Tohmé, konuşmasında özellikle Filistin, Sudan ve Kongo'daki duruma dikkat çekerek, "Çalışmamız aracılığıyla dünyada ezilen insanların ve her gün en korkunç suçlara tanık olanların hissiyatlarını biraz olsun değiştirmeye çalışırız" dedi. Yaptığı işin, hayatını kaybeden herkese bir "armağan" olduğunu söyleyen Tohmé, şu sözlerle konuşmasını sürdürdü:

"Filistin'de yaşanan soykırımı durdurmak zorundayız. Çünkü dünyanın bir köşesinde, sadece yaşama, var olma ve topraklarına sahip olma hakkı istedikleri için masumca katledilen birileri varken koltuklarımıza yatıp uzanamayız... Bazen aptal ve naif hissediyorum, ama bu inanç kalbimde var ve buna sınırsız bir şekilde inanıyorum."

Tohmé, bienalin kavramsal çerçevesini anlatırken de, sanatı bir "tanıklık biçimi" ve "ısrar göstergesi" olarak tanımladı. Bienalin, "öz-koruma" ve "gelecek" temaları etrafında, kahkaha, reddetme ve büyülenme tonlarında şekillendiğini ifade etti.

Eczacıbaşı, "İstanbul ve Bienal Birbirine Güç Verdi"

İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, 38 yıldır düzenlenen bienalin İstanbul'u dünya çapında bir sanat merkezi haline getirme vizyonlarının en önemli adımlarından biri olduğunu belirtti. "Şehrin dokusu, dinamizmi bienale esin kaynağı olurken, bienal de İstanbul'un tarihini, kültürünü, güncel yüzünü dünyaya açtı" diyen Eczacıbaşı, Koç Holding'in uzun soluklu sponsorluğunun bienali ücretsiz erişilebilir kıldığını vurgulayarak tüm destekçilere teşekkür etti.

Ömer M. Koç, "Sanat, Toplumsal İlerlemenin Temel Ölçütüdür"

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç ise, Atatürk'ün "Güzel sanatlarda muvaffakiyet, bütün inkılapların muvaffak olduğunun en katî delilidir" sözünü hatırlatarak başladığı konuşmasında, sanatın toplumsal varoluşun temel unsurlarından biri olduğunun altını çizdi. Belirsizliklerle dolu bir çağda sanatın yaratıcı cesaretine ve sorgulamasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu söyleyen Koç, "Bienalin bu yılki konsepti 'Üç Ayaklı Kedi', eksiklik gibi görünen durumların aslında yeni bir denge kurma biçimine dönüşebileceğini bizlere hatırlatıyor" dedi.

Yürüyerek Keşfedilecek Bir Bienal

  1. İstanbul Bienali, ziyaretçilerini İstanbul'un tarihi dokusu içinde yürüyerek bir keşfe davet ediyor. Sergilenecek 8 mekân şunlar:

Elhamra Han: İstiklal Caddesi'nde, bienal için ilk kez kullanılacak.

Eski Fransız Yetimhanesi Bahçesi: Filistinli sanatçı Khalil Rabah'ın yerleştirmesine ev sahipliği yapacak.

Meclis-i Mebusan 35

Külah Fabrikası: Eski bir dondurma külahı fabrikası.

Zihni Han: Bienal için önemli bir restorasyonla yenilendi, ilk kez halka açılıyor.

Galeri 77: Eski bir depo.

Muradiye Han, Restore edilen tarihi bina.

Galata Rum Okulu, Kapsamlı restorasyonun ardından bienale geri dönüyor.

Küratör Tohmé, ziyaretçilere "Tek bir taksiye bile binmenize gerek kalmayacak. Keyfini çıkaracaksınız. İki buçuk saatte yürüyerek yapabilirsiniz ama eserlerle etkileşim kurmak iki buçuk gün sürüyor" çağrısında bulundu.

18. İstanbul Bienali, "Üç Ayaklı Kedi"
Tarih: 20 Eylül - 23 Kasım 2025
Mekânlar: Beyoğlu-Karaköy hattındaki 8 farklı nokta
Katılım: Ücretsiz
Sanatçı Sayısı: 30'u aşkın ülkeden 47 sanatçı
Eser Sayısı: 100'ün üzerinde

Küratörün Sesi: Christine Tohmé, bienali "dünyada ezilenlerin hissiyatını değiştirmeye adanmış bir çalışma" olarak tanımlıyor.

Siyasi Vurgu: Açılış konuşmasında Filistin, Sudan ve Kongo'daki duruma dikkat çekilerek "soykırım" ifadesi kullanıldı.

Üç Yıllık Yolculuk: Bienal, geleneksel formatı kırıyor; sergi, kamusal program ve akademi çalışmalarıyla 2027'ye kadar sürecek.

Yürüyerek Sanat: Tüm mekânlar yürüme mesafesinde. Ziyaretçiler şehrin dokusu içinde tam bir deneyim yaşayacak.

Zihni Han'ın Açılışı: Tarihi Zihni Han, büyük bir restorasyonla bienal sayesinde ilk kez kapılarını açıyor.

yilmazparlar@yahoo.com