5 Mart 2026 Perşembe

Sofralar Sergisi Londra’da-Yılmaz Parlar

 Sofralar Sergisi Londra’da

Sofralar Sergisi, Sanat, Tasarım ve Turizmin Küresel Buluşma Noktası Oluyor

Kültürel etkinliklerin şehir turizmine katkısı her geçen yıl daha görünür hâle gelirken, Sofralar Sergisi bu noktada önemli bir rol üstleniyor.

Serginin İstanbul’daki başarısı ve uluslararası alanda yarattığı etki, Türkiye’nin yaratıcı endüstrilerdeki gücünü ortaya koyuyor. Turistlerin deneyim odaklı seyahat tercihlerinin arttığı günümüzde, sanat ile sofra tasarımını buluşturan bu özgün konsept;

hem marka şehir algısına hem de kültür turizmine önemli bir değer katıyor. Meltem Tepeler’in de vurguladığı gibi, Sofralar Sergisi yalnızca bir tasarım etkinliği değil, şehirleri küresel sahnede konumlandıran stratejik bir platform niteliğinde.



Sofralar Sergisi Londra’ya Taşınıyor

Sanat ve Lüks Etkinlik Dünyası The Savoy Hotel’de Buluşacak

İstanbul’da her yıl büyük ilgiyle karşılanan Sofralar Sergisi, 10–11–12 Nisan 2026 tarihlerinde Londra merkezli RSVP Club işbirliği ile bu kez The Savoy London sahnesine taşınıyor.

Dünyanın ilk ve tek uluslararası sofra sergisi olma özelliğini taşıyan etkinlik, lüks etkinlik ve konaklama sektörünü sanat odaklı bir çerçevede yeniden bir araya getirecek.

Meltem Tepeler ile gerçekleştirdiğimiz özel röportajda Tepeler, Sofralar Sergisi’nin Türkiye’den çıkarak dünya sahnesine uzanan yolculuğunun bir gurur vesilesi olduğunu vurguladı.

Serginin Londra edisyonunun, hem sektör profesyonelleri hem de global markalar için yeni iş birlikleri doğuracak stratejik bir buluşma noktası yaratacağını belirtti.

“The Art of Design”; Sofradan Sanata Uzanan İlham Yolculuğu

Londra edisyonunun ana teması “The Art of Design”. Her tasarımcı, dünyaca ünlü bir sanat ustasından ilham alarak kendi sofrasını kurgulayacak.

İlham alınan sanatçılar ve tasarımcılar:

Rob Van Helden Floral Design – Van Gogh

Ricky Paul Flowers – Yayoi Kusama

Johnny Roxburgh Designs & Paula Rooney Floral Design – Matisse

Katya Hutter Floral Design – Botticelli

Mae Dae Weddings – Raffaelle Monti

Sanat eserlerinin modern etkinlik tasarım diliyle yeniden yorumlanacağı bu özel seçki, sergi tarihinde ilk kez gerçekleşecek.

Üç Günlük Program: Sergiden Gala’ya Uzanan Küresel Buluşma

10 Nisan 2026 – Park Hyatt London River Thames’te Hoş Geldiniz Gecesi
11 Nisan 2026 – The Savoy Hotel London’da Sofralar Sergisi Açılışı
12 Nisan 2026 – The Savoy’da Sempozyum & B2B Toplantılar
Aynı akşam – The Chancery Rosewood’da Gala & Ödül Gecesi

Program; sanat, tasarım, lüks etkinlik ve konaklama sektörlerinin birbiriyle etkileşim kuracağı çok katmanlı bir yapı sunuyor.

Lüks Etkinlik Ekosistemi İçin Yeni Bir Uluslararası Platform

Meltem Tepeler, röportajımızda Londra edisyonunun yalnızca bir sergi değil, lüks etkinlik sektörünün küresel ölçekte yeniden konumlanacağı bir stratejik platform olduğunun altını çizdi.

Sanat odaklı sofralar sayesinde yaratıcı endüstriler, oteller, etkinlik planlayıcıları ve markalar arasında yeni iş birlikleri doğacak.

Bu özel edisyon;  Sınırlı katılım modeli,, Sanat odaklı içerik yapısı,, B2B iş geliştirme fırsatları ile uluslararası arenada seçici ve etkili bir buluşma noktası yaratıyor.

The Savoy London’da gerçekleşecek bu özel edisyon, Türkiye’nin yaratıcı gücünü uluslararası vitrinde gururla temsil edecek.

İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz röportaj sırasında Sofralar Sergisi’nin ulaştığı başarıyı yerinde gözlemleme fırsatı buldum. İstanbul edisyonunun gördüğü yoğun ilgi, etkinliğin hem kültürel hem de ekonomik açıdan ne kadar büyük bir değer taşıdığını kanıtlıyor.

Meltem Tepeler’in vizyoner liderliğiyle Londra’ya taşınan bu serginin, global sahnede çok daha güçlü bir etki yaratacağına inanıyorum.
yilmazparşar@yahoo.com

 

Sofralar Sergi İletişim;

www.tabledesignexhibition.com
info@tabledesignexhibition.com
+90 545 311 60 32

 The Table Design Exhibition in London

The Table Design Exhibition, A Global Intersection of Art, Design, and Tourism

Cultural events play an increasingly significant role in shaping city tourism, and the The Table Design Exhibition  stands out as a powerful example.

 Its success in Istanbul and the international attention it attracts highlight Türkiye’s growing strength in creative industries. As experience-driven travel becomes more prominent worldwide, this unique concept—which brings together art and table design—adds substantial value to cultural tourism and enhances global city branding.

As Meltem Tepeler emphasized in our interview, the The Table Design Exhibition  is not merely a design event; it is a strategic platform positioning cities on the global stage.

The Table Design Exhibition  Moves to London

Art Meets Luxury Events at The Savoy Hotel

The highly acclaimed The Table Design Exhibition , which draws significant interest every year in Istanbul, will be presented in London on 10–11–12 April 2026 in collaboration with the RSVP Club.

As the world’s first and only international table design exhibition, Sofralar will bring together the global design community with the luxury events and hospitality sectors in an art-driven format.

In our exclusive interview, Meltem Tepeler expressed her pride in seeing a project born in Türkiye expand to the world stage.

 She emphasized that the London edition will create a strategic international networking platform, enabling new collaborations for global event professionals, designers, and luxury brands.

“The Art of Design”: From Masterpieces to Table Creations

The theme of the London edition is “The Art of Design.” Each designer will reinterpret a table setup inspired by a world-renowned art master:

Rob Van Helden Floral Design – Inspired by Van Gogh

Ricky Paul Flowers – Inspired by Yayoi Kusama

Johnny Roxburgh Designs & Paula Rooney Floral Design – Inspired by Matisse

Katya Hutter Floral Design – Inspired by Botticelli

Mae Dae Weddings – Inspired by Raffaelle Monti

These creations will fuse classical art references with contemporary event aesthetics, transforming the venue into a holistic and immersive experience—an approach being introduced for the first time in the exhibition’s history.

 

A Three-Day Program: From Exhibition to Gala Night

10 April 2026 – Welcome Reception at Park Hyatt London River Thames
11 April 2026 – The Table Design Exhibition  Opening Night at The Savoy Hotel London
12 April 2026 – Symposium & B2B Meetings at The Savoy
Finale – Gala & Awards Ceremony at The Chancery Rosewood

This multi-layered program blends art-driven design with industry networking, shaping a dynamic platform for luxury event professionals, hospitality leaders, and creative industries.

A Strategic Hub for the Luxury Events Ecosystem

During our interview, Meltem Tepeler highlighted that the London edition is designed not only as an exhibition but as a strategic global platform redefining the luxury events industry. Through art-inspired tables, the exhibition will facilitate cross-disciplinary collaboration between creative leaders, hotel groups, destination professionals, and international event planners.

With its curated participation model and B2B-focused structure, The Table Design Exhibition  x RSVP Club London Special Edition aims to become a selective, influential and internationally recognized meeting point.

This highly successful event, now expanding from Istanbul to London, will proudly showcase Türkiye’s creative power on the international stage.

During our interview in Istanbul, I witnessed firsthand the remarkable interest and impact of the The Table Design Exhibition . Its artistic and cultural value clearly demonstrates its importance for both the creative sector and the tourism economy.

Under the visionary leadership of Meltem Tepeler, the upcoming London edition at The Savoy London will undoubtedly elevate the exhibition to an even stronger global position.

yilmazparlar@yahoo.com


Contact informatiom

www.tabledesignexhibition.com

info@tabledesignexhibition.com
+90 545 311 60 32

 

 

15 Şubat 2026 Pazar

Batum’da Halk Sanatlarının Kalbi-Yılmaz Parlar

 Batum'un Kültürel, Devlet Sanat Merkezi, Gelenekleri Canlandırıyor, Yeni Nesilleri Sanatla Buluşturuyor

Ajara Halk Sanat Okulu – Kültürün, Folklorun ve Geleceğin Işığı, Geleceğe Miras Bırakan Bir Merkez

Batum, Karadeniz'in inci tanıtımını sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda zengin kültürel üretimleriyle da hak ediyor.

Gürcistan’ın kültür kenti Batum, sadece Karadeniz’in ışıltısıyla değil, aynı zamanda köklü Kafkas sanat geleneklerini yaşatmasıyla da öne çıkıyor.

Şehrin kültürel dokusunu oluşturan ve geleneksel sanatları yaşatma misyonunu üstlenen önemli adreslerden biri ise Batum Devlet Sanat Merkezi .

Bu zengin mirasın en önemli taşıyıcılarından biri Ajara Halk Sanat Okulu. Bünyesinde folklor, dans, müzik, kültürel etkinlik organizasyonu ve geleneksel el sanatları konusunda eğitimler sunan bu kültür merkezi, bölgenin sanat geleceğini şekillendiren bir akademi niteliği taşıyor.

Bu merkez, sadece bir sanat dünyasının ötesinde, nesilden nesile aktarılan kültürel değerler benimseyen ve yayan bir köprü görevi görüyor

Okulun hem yerel hem uluslararası platformlarda kültürel etkileşimi güçlendirmek için yetiştirdiği öğrenciler, Kafkas halklarının köklü estetik anlayışını geleceğe taşıyor.

Kültür Danışmanı Meri Diasamidze, Batum’un Güler Yüzlü Kültür Elçisi

Batum gezimiz boyunca bize rehberlik eden Kültür Danışmanı Meri Diasamidze, sadece ülke sevgisiyle gönüllü görevini yapan bir isim değil; Gürcü kültürünün yaşayan temsilcisi, folklorun ruhunu taşıyan zarif bir profesyonel rehber gibi öne çıkıyor.

Diasamidze’nin alanındaki uzmanlığı, zarafet dolu iletişim becerileri ve bölgesine duyduğu sevgi, Batum’un kültürel zenginliklerini yerinde keşfetmemizi sağlayan paha biçilemez bir katkıydı.

Onun rehberliği sayesinde Gürcü kültürünün derinliği, dansın ritmi, müziğin kucaklayıcı tınısı ve halk sanatlarının büyüsü çok daha anlamlı bir şekilde deneyimlendi.

Diasamidze, Ajara Halk Sanat Okulu’nun yetiştirdiği değerli kültür emekçil kursiyerlerinden biri olarak da bölgenin kültürel mirasına güçlü bir ışık tutuyor.

Ajara Halk Sanat Okulu, Gelenekten Evrensele Uzanan Sanat Köprüsü

Okulun direktörü Vakhtang Beridze, yıllardır kültür ve eğitim alanında uzman olarak yürüttüğü çalışmalarla kurumu bölgenin sanat üssü haline getirmiş durumda.
Kurumda verilen kısa süreli profesyonel eğitim programları—Kültürel Etkinlik Organizatörlüğüfolklorik enstrümantal birlikte yönetimikütüphanecilik ve çeşitli halk sanatları branşları—öğrencilere hem mesleki hem de kültürel kimlik kazandırıyor.

Uluslararası kültürel organizasyonlarda görev alabilecek nitelikte yetiştirilen kursiyerler arasında:

Meri DiasamidzeTsisnami DavitadzeIrma ZedginidzeMariami KelenjeridzeMaia SurmanidzeAna Surmanidze

Bu yetenekler, Gürcü kültürünü dünyaya tanıtacak geleceğin kültür elçileri olarak dikkat çekiyor.

Gürcü ve Kafkas Danslarının Heybeti

Okulun en etkileyici bölümlerinden biri ise hiç kuşkusuz Kafkas ve Gürcü danslarının işlendiği dans akademisi.
Burada öğrenciler, adeta tarih sahnesinden fırlamış gibi duran kıyafetlerle sahneye çıkarak izleyenlere büyüleyici bir deneyim sunuyor.

Kafkas danslarının sert duruşu, çevik adımları ve gurur dolu anlatımı; Gürcü halk danslarının zarif dönüşleri ve dramatik ritimleri ile birleşince ortaya gerçek bir kültür şöleni çıkıyor.

Bu danslar sadece bir gösteri değil; bir milletin karakteri, geçmişi ve gururudur. Ajara Halk Sanat Okulu bu mirası eğitimle, disiplinle ve ustalıkla geleceğe taşıyor.

Yöresel danslar, ezgiler ve geleneksel anlatımlar, uzman eğitmenler eşliğinde yeni nesillere aktarılıyor. Bu çabalar sayesinde Batum'un köklü folklor geleneğinin unutulmaması ve canlılığın kopması hedefleniyor

Geleneksel El Sanatları, Makromenin, Keçenin ve Kök Boyanın Büyüsü

El sanatları eğitiminde öne çıkan isim Mzia Buigishvili, öğrencilere makrome, keçe, kök boya motifleri, boncuk işçiliği ve eski kültürden türetilmiş pek çok obje tasarımı öğretiyor.

El Sanatlarında Maharetli Dokunuşlar

İplerin düzenlemeleri makrome tekniğiyle zarif duvar süsleri, aksesuarlar ve mobilyalar tasarlanırken; yünlerin renkli dünyasında şekillenen keçe sanatı ile özgün çantalar, giysiler ve dekoratif objeler ortaya çıkıyor.


Bu atölyeler, özelliklerine hem el becerilerini geliştirme imkanı sunuyor hem de yaratıcılıklarını kullanarak ortaya somut ve estetik ürünlerin çıkarma keyfini yaşatıyorBu bölüm, geleneksel sanatların sadece korunmadığı; aynı zamanda yeniden yorumlandığı yaratıcı bir laboratuvar gibi çalışıyor

Batum’un Kültür Hazinesi Yaşıyor ve Büyüyor

Ajara Halk Sanat Okulu, Gürcistan’ın kültür damarlarını canlı tutan, gelecek nesillere aktaran bir sanat mabedi.
Kültür Danışmanı Meri Diasamidze gibi değerli isimlerin katkıları ise bu mirasın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor.

Kültürel Organizasyonlar ve Kurslarla Sürekli Bir Etkileşim

Sanatsal Faaliyetler ve Müzik Eğitimiyle Doyasıya Bir Kültür Hayatı

Merkez, geniş bir yelpazede operasyonel faaliyetleri barındırıyor. Çeşitli sergiler, dinletiler ve gösterilerle sanatseverlere kapılarını aralayan merkezin önemli bir diğer kolu ise müzik dinletisi,

Geleneksel Gürcü müzik enstrümanlarından modern enstrümanlara kadar pek çok alanda verilen müzik dersleri, Batum'un müzikal potansiyelini de besliyor.

Hem bireysel yeteneğin keşfedilmesine hem de toplu müzikal projelere zemin hazırlayan bu eğitimler, şehrin sanat hayatına canlılık katıyor.
Batum Devlet Sanat Merkezi, düzenlenen kültürel organizasyonlar ve çeşitli kurslarla halkla sürekli bir iletişim içinde olmayı başarıyor.
Yıl boyunca gelişen festivaller, seminerler, paneller ve özel gün etkinlikleri, Batum halkını ve konuklarını sanat ve kültürle buluşturuyor.
Bu etkinlikler, farklı disiplinlerden sanatçılar, akademisyenler ve sanat meraklılarını bir araya getirerek bilgi ve deneyim paylaşımına olanak sağlıyor.

Bu ziyaret, sadece bir gezi değil; kültürün yeniden doğduğu, sanatın nefes aldığı bir yolculuktu.

yilmazparlar@yahoo.com

The Heart of Folk Arts in Batumi

Batumi’s Cultural State Art Center Revives Traditions and Connects New Generations with Art
Ajara Folk Art School – A Beacon of Culture, Folklore and the Future; A Center That Preserves Heritage for Generations to Come

Batumi, the pearl of the Black Sea, deserves recognition not only for its natural beauty but also for its rich cultural production.
Georgia’s cultural city Batumi stands out not only with the sparkle of the Black Sea but also with its deep-rooted Caucasian artistic traditions.
One of the most important institutions shaping the city’s cultural identity and dedicated to preserving traditional arts is the Batumi State Art Center.

Among the key pillars carrying this rich heritage is the Ajara Folk Art School.
Offering education in folklore, dance, music, cultural event organization and traditional handicrafts, this cultural center functions as an academy shaping the artistic future of the region.
The center is more than just an art institution—it serves as a bridge that embraces and transmits cultural values passed down from generation to generation.

Students trained here strengthen cultural interaction both locally and internationally, carrying the deep aesthetic understanding of the Caucasian peoples into the future.

Culture Consultant Meri Diasamidze – Batumi’s Warm-hearted Cultural Ambassador

Throughout our visit to Batumi, Culture Consultant Meri Diasamidze guided us with dedication.
She is not only someone who voluntarily serves her country with love, but also a living representative of Georgian culture—an elegant, professional guide who carries the spirit of folklore.

Diasamidze’s expertise, her refined communication skills, and her love for her region were invaluable contributions that allowed us to discover Batumi’s cultural richness on site.
Through her guidance, the depth of Georgian culture, the rhythm of its dances, the embracing tones of its music, and the magic of folk arts were experienced more meaningfully.

Diasamidze, as one of the distinguished trainees raised by the Ajara Folk Art School, also sheds strong light on the region’s cultural heritage.

Ajara Folk Art School – A Bridge from Tradition to Universality

The school’s director, Vakhtang Beridze, has turned the institution into the region’s artistic hub through his longstanding expertise in culture and education.
The professional short-term programs offered by the school—Cultural Event Organization, Folkloric Instrumental Ensemble Management, Librarianship and various folk arts branches—provide students with both professional and cultural identity.

The trainees prepared to take part in international cultural organizations include:
Meri Diasamidze, Tsisnami Davitadze, Irma Zedginidze, Mariami Kelenjeridze, Maia Surmanidze, Ana Surmanidze.
These talented individuals stand out as the future cultural ambassadors who will introduce Georgian culture to the world.

The Majesty of Georgian and Caucasian Dances

One of the most impressive departments of the school is undoubtedly the dance academy dedicated to Caucasian and Georgian dances.
Here, students take the stage in costumes that seem to have stepped straight out of history, offering a captivating experience to the audience.

The firm posture, agile steps and proud expression of Caucasian dances—combined with the graceful turns and dramatic rhythms of Georgian folk dances—create a true cultural spectacle.
These dances are not merely performances; they embody the character, history and pride of a nation.
Ajara Folk Art School ensures that this heritage is carried into the future through education, discipline and mastery.

Traditional dances, melodies and narrative expressions are passed down to younger generations under the guidance of expert instructors.
Thanks to these efforts, Batumi’s deep-rooted folklore tradition aims to remain alive and unbroken.

Traditional Handicrafts – The Magic of Macramé, Felt and Natural Dyes

In the field of handicrafts, instructor Mzia Buigishvili teaches students macramé, felt making, natural dye motifs, beadwork and many objects derived from ancient culture.

Masterful Touches in Handicrafts

With macramé techniques, threads are transformed into elegant wall decorations, accessories and furniture; while the colorful world of felt gives birth to unique bags, garments and decorative objects.
These workshops not only enhance students’ manual skills but also offer the joy of creating tangible and aesthetic works using their creativity.

This department functions like a creative laboratory where traditional arts are not only preserved but also reinterpreted.

Batumi’s Cultural Treasure Lives and Grows

Ajara Folk Art School is a sanctuary of art that keeps Georgia’s cultural lifeline vibrant and passes it on to future generations.
Contributions from valuable figures like Culture Consultant Meri Diasamidze help this heritage reach wider audiences.

Cultural Activities and Courses: Continuous Engagement with the Public

Artistic Events and Music Education for a Vibrant Cultural Life

The center hosts a wide range of activities. Alongside various exhibitions, concerts and performances, another important department is the music program.
From traditional Georgian instruments to modern ones, music lessons offered at the center enrich Batumi’s musical potential.
These trainings help discover individual talent while also laying the groundwork for collective musical projects, adding vitality to the city’s artistic life.

Batumi State Art Center successfully maintains continuous communication with the public through cultural events and diverse courses.
Throughout the year, festivals, seminars, panels and special day celebrations bring the people of Batumi and visitors together with art and culture.
These events bring together artists, academics and art enthusiasts from different disciplines, creating opportunities for knowledge and experience sharing.

This visit was not just a trip; it was a journey where culture was reborn and art breathed once again.

yilmazparlar@yahoo.com


#BatumiCulture, #AjaraFolkArtSchool, #GeorgianDance, #CaucasusCulture, #FolkArt, #CulturalHeritage, #MeriDiasamidze, #BatumiTrip, #GeorgianFolklore, #CulturalExchange, #TraditionalArt, #FolkDance, #BatumiExperience, #GeorgiaTravel, #CaucasusArts, #FolkCostumes, #CulturalEducation, #VakhtangBeridze, #Handcrafts, #MakrameArt, #KeceArt, #FolkInstruments,

#BatumiCulture, #AjaraFolkArtSchool, #BatumiStateArtCenter, #GeorgianDance, #CaucasusDance, #GeorgianFolklore, #FolkArts, #TraditionalCrafts, #MacrameArt, #FeltArt, #CulturalHeritage, #MeriDiasamidze, #VakhtangBeridze, #GeorgianMusic, #CulturalEducation, #FolkCostumes, #CaucasusCulture, #BatumiArts, #CulturalAmbassador, #GeorgiaTravel, #FolkArtSchool, #HandicraftWorkshop, #TraditionalArts, #CulturalExchange,

6 Şubat 2026 Cuma

EMİTT 2026'da Küba'nın Büyüleyici Cazibesi-Yılmaz Parlar

  

EMİTT 2026'da Küba'nın Büyüleyici Cazibesi ve Midyat'ın Tarihi Dokusu Seyahat Dünyasına Tanıtıldı

İstanbul Fuar Merkezi'nde 5-7 Şubat 2026 tarihlerinde düzenlenen EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, dünyanın dört bir yanından öne çıkan destinasyonları ağırladı. Fuarda, Küba'nın turizm potansiyeli ve Midyat'ın tarihi zenginliği dikkat çekti.

Küba, Kültür, Doğa ve Kolay Seyahatin Buluştuğu Cazibe

EMITT 2026'nın resmi katılımcılarından Küba, fuarda stratejik bir varlık gösterdi. Küba Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Raul Ernesto Madrigal Cardenas'ın katılımıyla düzenlenen standda, Küba Turizm Müşaviri Yanet Mora Ferguson, destinasyonun ayrıntılı bir sunumunu yaptı.

Mora Ferguson, "Küba, Karayipler'in en özgün ve popüler destinasyonlarından biridir. Tarih, cennet plajlar ve canlı kültürün karşı konulmaz birlikteliğini sunmaktadır" dedi. Sunumda Havana'nın kolonyal mimarisi, klasik arabaları ve müziği ile Türkiye bağlantısına (Atatürk anıtı ve İznik Vakfı duvar resmi) dikkat çekilirken; Varadero, Trinidad, Cienfuegos ve Santiago de Cuba gibi şehirlerin benzersiz özellikleri anlatıldı.

Küba standında, ziyaretçilere seyahati kolaylaştıran yenilikler de tanıtıldı:

Tamamen elektronik vize süreci (e-VisaCuba)

Alışveriş ve yakıt için "Tropical" kredi kartı

Ülkeye gitmeden alınabilen Cubaceltur SIM kartı hizmeti

Fuar, Küba'nın Avrupa, Asya ve Orta Doğu'daki seyahat acenteleri, DMC'ler ve tur operatörleriyle bağlantı kurmasına olanak sağladı. Çevre dostu girişimler ve özgün deneyimlerin öne çıkarıldığı görüşmelerde, başta Türkiye olmak üzere Balkan ülkelerindeki tur operatörleriyle ön anlaşmalar sağlandı.

Midyat, Taş Evler, Dar Sokaklar ve Kültürel Mirasın İzinde

Fuarın bir diğer öne çıkan katılımcısı ise Midyat Belediyesi oldu. Başkan Veysi Şahin'in öncülüğünde hazırlanan standda, ilçenin tarihi ve kültürel zenginliği vurgulandı.

Midyat'ın geleneksel taş evleri, dar sokakları ve zanaatkarlık geleneği fuar katılımcılarına aktarıldı. Belediyenin, tarihi dokuyu korumak için yürüttüğü restorasyon projeleri ve kentsel düzenleme çalışmalarına değinildi. Tarihi evlerin atölyelere dönüştürülerek kültürel mirasın yaşatıldığı bilgisi paylaşıldı.

Midyat Belediyesi'nin düzenlediği konser, sergi, festival gibi kültür-sanat etkinliklerinin yanı sıra, sosyal sorumluluk projeleri, çevre dostu girişimleri ve sürdürülebilir kalkınma çalışmaları da tanıtıldı. Bu çabaların, Midyat'ı Türkiye'nin önemli bir kültür merkezi haline getirdiğinin altı çizildi.

EMITT 2026, Küba'nın renkli ve hareketli dünyası ile Midyat'ın kadim ve sakin atmosferini seyahat profesyonelleri ve meraklılarıyla buluşturarak, iki benzersiz destinasyonun tanıtımına ev sahipliği yaptı.

yilmazparlar@yahoo.com

31 Ocak 2026 Cumartesi

Bana Bir Dakika Verin-Yılmaz Parlar

  

Enstalasyonu Dansın Sınırlarını Nasıl Aşıyor?

Özgürlüğün Bedendeki Sureti

Dans, insan bedeninin taşıdığı kimliği ve hikâyeyi zamanın dışına çıkararak görünür kılabilir mi?
Doria Belanger ile Benttt’nin “Bana Bir Dakika Verin” projesi, tam da bu soruya radikal bir yanıt sunuyor.

Özgürlük, bedenin kendi ritminde saklıdır.

Bir dakikaya sığan hareket, her dansçının kendine özgü iç sesini, kültürünü, hafızasını ve kimliğini aralayıp ortaya çıkarıyor.

Zamanın kaldırıldığı bu deneyimde özgür dansçılık, bireyin kendi bedenine ait olma hakkını, ifade özgürlüğünü ve sınır tanımayan bir yaratıcı evreni temsil ediyor. Mekân, zaman ve kimlik birbirine karışıyor; beden ise birer “özgürlük manifestosu” hâline geliyor.

Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton’un Katılımıyla

If Istanbul'da Unutulmaz Bir Gece
Dorıa Belanger & Benttt’den “Bana Bir Dakika Verin”

Zaman, Beden ve Hareketle Yazılan Bir Dijital Şiir

20 Ocak 2026 Cuma akşamı Institut Français İstanbul Sergi Salonu, uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir dijital-dans enstalasyonuna ev sahipliği yaptı. Küratörlüğünü Doria Bélanger’in yaptığı, teknolojik yaratımını ise Benttt kolektifinin üstlendiği “Bana Bir Dakika Verin ” projesi, mekânı ışık, hareket ve dijital bedenlerle adeta yeniden kurguladı.

Bir dakikalık dans portrelerinden oluşan ve bugün dokuz ülkeyi kapsayan uluslararası bir koleksiyon hâline gelen proje, izleyiciye zamanın akışını izlemek yerine onu hissetmeyi öneren büyüleyici bir atmosfer sundu.

Her Beden Bir Hikâye, Her Hareket Bir Kimlik

Belanger’in nötr bir ortamda tek plan çektiği videolarda beden, tek ve en güçlü ifade aracına dönüşüyor.
Bir dakikalık süre ise yoğunlaştırılmış bir özgürlük alanı yaratıyor:

Jestlerin tekrarı kimliğin derin katmanlarını ortaya çıkarıyor.

Zaman kaldırıldığında her dansçı kendi hikâyesinin ritmine kavuşuyor.

Farklı ülkelerden gelen dansçılar, görünmez bir hatla birbirlerine bağlanıyor.

Bu serginin Türkiye ayağında Halil İbrahim Aygun, Ece Çamlı, Mustafa Kaplan, Melih Kıraç, Serap Meriç, Canan Yücel Pekiçten, Leyla Postalcıoğlu, Kamola Rashidova ve Yunus Emre Şahin gibi çağdaş dansın önemli isimleri yer aldı.
Portreler, hem Türkiye çağdaş koreografi sahnesinin dinamizmini hem de evrensel dans dilinin eşsiz çoğulluğunu gözler önüne serdi.

Başkonsolos Nadıa Fanton’dan Özel Açılış Konuşması

Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton, açılış konuşmasında projenin kültürel önemine değindi:

“Her bir dansçı, dünyada var olmanın bambaşka bir bütünlüğünü gösteriyor.
Türkiye’den katılan sanatçılarla bu koleksiyon daha da zenginleşti.
Bu proje, çağdaş sanatın kalbinde yer alan çeşitliliği ve yaratıcılığı güçlü bir şekilde görünür kılıyor.”

Fanton, serginin İzmir’de de sunulacağını belirterek Türkiye’deki kültür ve sanat hareketliliğine katkıda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti vurguladı.

DORIA BÉLANGER, “Bedenin içinden doğan hareket, kimliğin kapısını açıyor.”

Sanatçı, projeyi ilk kez 2015’te tasarladığını belirterek şöyle konuştu:

“Amacım, bedenin içinden doğan hareketi yakalamak ve ona alan açmaktı.
Bu proje farklı bedenlerin, kültürlerin ve hikâyelerin nasıl bir arada var olabileceğini gösteriyor.
Gece, özgürlük ve sınırsızlık demektir; aynı dakika içinde bile artık sınırlar yok.”

Belanger, Türk dansçılarla çalışmanın projenin evrensel boyutunu güçlendirdiğini ifade etti.

Çizer Benttt, Hareketten Doğan Çizgiler

Videolardan aldığı anlık duruşları çizgisel forma taşıyarak hareketin enerjisini kâğıda aktarıyor.
Çizimler, bedenin dijital izini fiziksel bir “hareket belleği”ne dönüştürüyor.
Böylece dans, ekrandan çıkarak mekânda yeni bir boyuta geçiyor.

Dorıa Bélanger İle Özel Röportaj

Her Bir Dansçıya Kendini Anlatabileceği Bir Alan Vermek İstedim

Belanger, proje fikrinin kökenini şöyle açıkladı:

Dansçıları görünür kılma arzusu

“Dansçıların aynı anda birçok kişiye mal olması beni hep düşündürmüştü.
Onları gerçekten tanıyabilecekleri, kendilerini gösterebilecekleri bir alan yaratmak istedim.”

Tek ortak kural: Bir hareketin birikimi

“Tüm dansçılar için ortak bir öneri vardı:
Bir hareketi tekrar et, ona yoğunlaş, içinden gelen ritmi serbest bırak.
Tekrar, kimliğin en içteki katmanlarını ortaya çıkarıyor.”

Beden içinden doğan kimlik

“Bir dansçıyı keşfetmek, aslında onun düşünme ve var olma biçimine temas etmektir.”

Sınırları kaldıran gece

“Gece, özgürlük demektir.
‘Bana bir dakika ver’ dedim ama o bir dakika içinde bile artık hiçbir sınır yok.”

Bitmeyen bir proje

“Yeni ülkeler, yeni bedenler, yeni kimlikler…
Bu koleksiyon dünyanın hareket haritası olmaya doğru gidiyor.”

Enstalasyonun Sanatsal Önemi

Bu proje yalnızca bir dans çalışması değil;
kimlik, beden, zaman, hafıza ve özgürlük üzerine çok katmanlı bir sanat araştırması.

Dansın dijital teknolojiyle birleştiği yeni bir anlatım dili kuruyor.

Kültürler arası diyaloğu hareket üzerinden görünür kılıyor.

Bedenin bireysel ifadesini kolektif bir hafızaya dönüştürüyor.

Küresel çağdaş dans sahnesinin en özgün projelerinden biri olarak kayda geçiyor.

Sergi Tarihleri

30 Ocak 2026 – 15 Mart 2026
Institut Français İstanbul – Sergi Salonu
Ziyaret günleri: Pazartesi–Cumartesi / 10:00–18:00

yilmazparlar@yahoo.com

28 Ocak 2026 Çarşamba

TTM 2026 İle Turizmde Yeni Dönem -Yılmaz Parlar

  

Sektörde Oyunu Değiştirecek Buluşma

Türkiye turizminin yıllardır ihtiyaç duyduğu doğru alıcı – doğru masa – gerçek iş bağlantısı modeli, artık İstanbul’dan dünyaya açılıyor.

31 Mart 2026’da İstanbul Sheraton City Center’da gerçekleşecek Turkish Travel Market (TTM 2026) için geri sayım başlarken, 28 Ocak 2026 Çarşamba günü düzenlenen basın toplantısında sektörün geleceğini şekillendirecek vizyon açıklandı.

TTM 2026 yalnızca bir etkinlik değil;
Türk turizmine doğrudan ticaret, verimli iş birlikleri ve sürdürülebilir büyüme sağlayacak stratejik bir buluşma platformu olarak konumlanıyor.
Sektör profesyonellerinin yıllardır dile getirdiği “verimli fuar” ihtiyacı, bu organizasyonla gerçeğe dönüşüyor.

Cengiz Kellekçi’den Türk Turizmine Değer Katan Vizyon

Trıp Now Travel – Eventss Ortağı Cengiz Kellekçi, basın toplantısında yaptığı konuşmayla yalnızca bir organizasyon değil, sektöre adanmış bir vizyon sundu.

Kellekçi, dünyanın birçok ülkesindeki fuar deneyimlerinden yola çıkarak Türkiye’nin gerçek ihtiyacını doğru analiz ettiklerini vurguladı.
Kuru kalabalık yok, rastgele ziyaretçi yok, boşa geçen zaman yok” diyerek TTM 2026’nın temel farkını ortaya koydu.

Yaklaşık 100 seçkin katılımcı ve 350 profesyonel ziyaretçi, önceden planlanmış dijital randevu sistemiyle 15 dakikalık birebir iş görüşmeleri gerçekleştirecek.
Amaç net:
Doğru kişiyle, doğru zamanda, gerçek ticaret.

Cengiz Kellekçi’nin öncülüğünde geliştirilen bu model, özellikle orta ve küçük ölçekli turizm işletmelerine düşük maliyetle büyük fırsatlar sunarak sektöre doğrudan ekonomik katkı sağlayacak.

Türk turizmi için sahada gerçek ihtiyaçtan doğmuş, çözüm odaklı ve sonuç üreten bir organizasyon…
Bu yönüyle TTM 2026, yalnızca bir etkinlik değil, sektörün geleceğine yapılan yatırımdır.

Dijital Randevu Sistemiyle Maksimum Verim

TTM 2026’nın en güçlü yanı, tamamen dijital planlanan randevu altyapısı.
Katılımcılar ve ziyaretçiler, etkinlik öncesinde profilleri inceleyip karşılıklı onayla görüşme planlıyor.

Zaman kaybı sıfır, Boş görüşme yok.Somut iş bağlantıları var.
Türkiye’nin Dört Bir Yanından Seçkin Katılım

Pamukkale’den Kapadokya’ya, Karadeniz’den Akdeniz’e, bölgesel tur operatörleri, oteller, transfer firmaları, aktivite sağlayıcıları ve uluslararası acenteler aynı masada buluşacak.

Ayrıca yurt dışından seçilmiş profesyonel alıcıların katılımıyla Türkiye’nin turizm ihracatına doğrudan katkı sağlanacak.

Mehmet Darga: “Bu Etkinlik Bir İhtiyaçtan Doğdu”

Turkey Escapades Genel Müdür Mehmet Darga, TTM 2026’nın klasik fuar anlayışını geride bıraktığını vurguladı:

Artık kartvizit toplayan değil, gerçek iş yapan bir etkinlik kuruyoruz.
Katılımcılar kiminle görüşeceğini önceden biliyor, görüşmeler ölçülebilir ve sonuç odaklı ilerliyor.”

Bu yaklaşım, yeni nesil turizm organizasyon modeli olarak dikkat çekiyor.

TTM 2026: Türk Turizmi İçin Stratejik Kazanç

Turkish Travel Market 2026;

Yeni ticari ortaklıklar, Bölgesel turizm hareketliliği, Dijitalleşmiş iş ağı, Düşük maliyet – yüksek verim,
Uluslararası bağlantılar

ile Türkiye’nin turizm gelirlerine doğrudan katkı sağlayacak güçlü bir sektörel hamle olarak öne çıkıyor.

Sahadan Doğan, Sektöre Hizmet Eden Bir Başarı Modeli

Cengiz Kellekçi ve Mehmet Darga’nın öncülüğünde hayata geçen TTM 2026,
Türk turizminin ihtiyaçlarını anlayan, çözüme dönüştüren ve geleceği planlayan örnek bir organizasyon olarak yoluna emin adımlarla ilerliyor.

31 Mart 2026’da İstanbul’da
Turizmin kalbi TTM 2026’da atacak!

yilmazparlar@yahoo.com

20 Ocak 2026 Salı

Gastronomi Diplomasisine Vize Engeli-Yılmaz Parlar

  

Türk Mutfağını Dünyaya Tanıtacak Temsilci Davos Yolunda Durduruldu

Diplomat, uluslararası ilişkilerde devletini doğrudan temsil eden, ülkesinin kültürünü, kimliğini ve vizyonunu dünyaya taşıyan kişidir.

Bugün ise modern dünyada bu temsil yalnızca siyasetle sınırlı değil; kültür, turizm ve gastronomi de artık diplomatik güç unsurları arasında yer alıyor.

Tam da bu noktada, Türk gastronomisini küresel sahnede temsil etmeye hazırlanan Türkiye Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) Başkanı Gürkan Boztepe, adeta bir kültür diplomatı gibi ülkesine hizmet etmek üzere Davos Zirvesi’ne katılmaya hazırlanıyordu.

Ancak Schengen vizesine takılan engel, yalnızca bir şahsın değil, Türk mutfağının dünya sahnesinde kaçırdığı büyük bir fırsatın habercisi oldu.

Türk Mutfağının Dünyaya Açılan Kapısı Kapatıldı

Daha önce defalarca Schengen vizesi almış, iki anonim şirket ve iki uluslararası dernek başkanlığı bulunan Gürkan Boztepe’ye önce “ek belge” talep edildi, ardından vize reddedildi.

Oysa Boztepe, Davos’ta yalnızca bir katılımcı değil;
Türk mutfağının tanıtım elçisi,
Anadolu’nun bin yıllık sofrasının temsilcisi,
ülkesinin kültürel gücünü dünyaya taşıyan bir gastronomi diplomatı olacaktı.

Bu ret kararıyla, Davos’ta Türk mutfağının tanıtımı için planlanan temaslar, sunumlar ve iş birlikleri gerçekleşemedi. Kaçırılan fırsat yalnızca bir seyahat değil; Türkiye’nin gastronomi turizmi adına kazanabileceği uluslararası prestij oldu.

Bu Sadece Bir Vize Değil, Türkiye’ye Konan Engeldir

GTD Başkanı Boztepe yaşananları kişisel bir sorun olarak görmediğini belirterek şu mesajı verdi:

“Bu durum Gürkan Boztepe’nin değil, Türk mutfağının ve Türkiye’nin önüne çıkarılmış bir engeldir.”

Son yıllarda Kuzey Afrika’dan Avrupa’ya uzanan birçok uluslararası organizasyonda Türk mutfağı birincilikle anılıyor. Coğrafi işaretli ürünler, zengin çeşitlilik, yüksek şef kalitesi ve eşsiz sunum gücüyle Türk gastronomisi artık küresel rekabetin zirvesinde.

Bu yükseliş, Türkiye’nin yumuşak gücünü artırırken, bazı çevrelerde rahatsızlık oluşturduğu yorumlarını da beraberinde getiriyor.

Mutfak Sadece Lezzet Değil, Stratejik Güçtür

Gastronomi turizmi bugün milyarlarca dolarlık küresel bir pazarı temsil ediyor. Michelin Rehberi’nin Türkiye’ye gelişi, bu alanda doğru yolda olunduğunun en büyük göstergesi.

Gürkan Boztepe’nin hedefi, Türk mutfağını yalnızca sofralarda değil, uluslararası karar masalarında görünür kılmaktı.

Ancak vize duvarı, bu diplomatik gastronomi hamlesini sekteye uğrattı.

Anadolu’nun Lezzeti Sınır Tanımaz

Her şeye rağmen mesaj net:
Vize engelleri geçici olabilir,
ama Anadolu’nun bin yıllık mutfak mirası kalıcıdır.

Türk gastronomisi, dünyada hak ettiği yere yürümeye devam edecek. Çünkü bu yürüyüş yalnızca yemek değil; kültür, tarih ve kimlik yürüyüşüdür.

yilmazparlar@yahoo.com

17 Ekim 2025 Cuma

TÜRSAB Başkan Adayı Aylin Özsavaş-Yılmaz Parlar

  

Turizmin Yükselen Gücü, Umudun Adı Aylin Özsavaş

Turizmin kalbinden gelen bir lider, sektöre vizyon, samimiyet ve güven getiren bir isim, Aylin Özsavaş.
Her kelimesi, her adımı, mesleğine ve meslektaşlarına duyduğu sevgiyle yoğrulmuş.
Bu güçlü buluşma, sadece bir toplantı değil, turizmin yeniden doğuşunun habercisiydi.

TÜRSAB Başkan Adayı Aylin Özsavaş’tan Acentalar Buluşması

15 Ekim 2025 Çarşamba akşamıTaksim Hill Hotel’de, otelin Yönetim Kurulu Üyesi Mahir Yüksel ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte, TÜRSAB Başkan Adayı Aylin Özsavaş, turizm sektöründeki birlik ve iş birliğini güçlendirmek amacıyla sektör temsilcileriyle bir araya geldi.

Taksim’in kalbinde yer alan, tarihi ve prestijli Taksim Hill Hotel, sektör profesyonellerini ağırlarken, turizmin geleceği, sektördeki sorunlar ve çözüm yolları gündeme geldi.

Aylin Özsavaş konuşmasında, sektöre dair samimi, cesur ve birleştirici mesajlar verdi.
Vatanını en çok seven, işini en iyi yapandır.” sözleriyle Atatürk’ün vizyonunu hatırlatarak, turizmde liyakat, şeffaflık ve dayanışma temelli bir gelecek çağrısında bulundu.

Etkinlikte ev sahipliği yapan Mahir Yüksel, nezaketi ve profesyonelliğiyle geceye damga vurdu.
Organizasyonda emeği geçen Nezahat Şamlı Şen ve ekibi ise tüm misafirlere mükemmel bir ev sahipliği sundu.

Aylin Özsavaş, sadece bir başkan adayı değil, turizmin vicdanı, emeğin ve umudun sesi.
Sözleriyle ilham veren, sektörün sorunlarına dokunan, çözüm odaklı yaklaşımıyla güven veren bir lider.
Turizmin geleceğini onun vizyonu ve kararlılığıyla yeniden şekilleneceğine tüm kalbimle inanıyorum.

yilmazparlar@yahoo.com